Anasayfa / Politika / Bana Cesaret Bulaştırdı!

Bana Cesaret Bulaştırdı!

23 gündür Gebze organize bölgesinde yer alan Tefaş adlı fabrika önünde, işten atılmasına karşı tek başına direnişi omuzlayan Hasan Güneş adlı arkadaş ile yaptığımız röportajı aşağıda paylaşıyoruz. Hasan’la sohbetimiz boyunca, fabrika önünden ayrılan servislerden Hasan’a selam vererek geçenlere şahit olduk. Röportajımız selam verenlerin korna sesleri ile birkaç kez bölündü.11 temmuz günü işyeri ile yapılan arabulucu görüşmesinden de bir sonuç çıkmadığını öğrendik. Dava açılması için bu arabulucu görüşmesinin bitmesi gerekiyor idi.

Kırmızı gazete(KG): Seni tanıyalım.

Hasan Güneş: Adım Hasan Güneş. Gebze Taysad bölgesinde bulunan Tefaş AŞ de direnişimin 21. Günündeyim. Engelli bir işçiyim. Engelli bir işçi olduğumu vurgulamamın nedeni, bir merhamet beklentisinden değil. Engelli işçilerin sorunlarına dikkat çekmek için söylüyorum. Bir bilgi vereyim; engelli işçiler çalışırken sigorta primleri devlet tarafından ödenir. İşverene vergi indirimi sağlar. İşverene devlet, engel durumunu gözeterek belirli bir kota dahilinde istihdam yapılması için bu uygulama vardır. Ben de bu şekilde Tefaş’ta çalışmaya başladım. Kağıtta yazan gibi olmadı durum, normal bir işçi gibi performans gösterilmem beklendi. Üretim müdürü tarafından sürekli baskıya uğramamı değiştirmedi, engelli işçi olmam.

KG: İçerde ne iş yapıyordun?

Hasan: Sevkiyat bölümünde çalışıyordum. Burası araba yedek parçaları üretiyor. Renault gibi firmalara. Siparişleri sevkiyata hazır hale getiriyordum. 10 aydır burada çalışıyordum.

KG: Direniş nasıl gelişti?

Hasan: Sorunlar zaten vardı, kısmi kazanımlar da elde etmiştik. Benimle birlikte çalışan engelli işçilerle ufak mücadele deneyimim de oldu.

KG: İçerde başka engelli işçi var mı?

Hasan: Elbette, içerde bu fabrikada elini prese kaptırarak engelli olan ve görme engelli arkadaş ta vardı. Birlikte çalışıyorduk. İş güvenliğinde ciddi zaaflar da vardı.  Bir gün onlarla bizden sorumlu memura, verilen işlerin giderek artması konusunda konuşmak için birlikte gittik. Hafta içinde yapılan sevkiyatlar ve  süreleri iki katına çıktı. Aşırı iş yüklenmesi yapılmaya başlandı. Bunu konuşmaya gidince göze battığım söylendi bana. Sonra bize imzalatılan öğle yemeği saati 1 saat iken, 40 dakikaya indirmişlerdi. Bunun bile daha da kısaltılması konusunda bir çaba vardı. Yarım saate düşürmek için baskılar vardı. İdare ediyorduk önceden. 10-15 sn. farkla yerimden öğle yemeğine ayrılınca, üretim müdürü tarafından yarı yolda durduruldum. Gidemezsin dediler bana. Ben de bilinçli bir işçi olarak tepki verdim. Hakaret etmedim, tehdit etmedim. Sadece buna tepki verdim. Daha biz tartışırken paydos zili çaldı hatta. Ertesi gün ise bana amir ile iş disiplinini bozacak şekilde tartışma yapıldığı gerekçesiyle çıkışımı verdiler. Oysa fabrikada bir sürü sorun vardı. Mesai saati adı altında 16 saat çalıştırılıyorduk. Yasal çalışma sınırını gün gün artırıyorlar. Sabah 7:30 da fabrikaya girip gece 23:00 e kadar çalışan, bunu hatta ayda 24 gün yapan işçiler vardı. İnsanlıktan çıkıyorduk. Zombi gibi dolaşıyorduk. İş kıyafetleri az, iş eldivenleri yırtık pırtık. İstediğin zaman alamıyordun bile. Kalitesiz eldivenler. Bize verilen değer böyleydi. Soyunma odalarında yarım metrekare yerde 5 kişi giyinip soyunuyor. Kadın işçilerde de koşullar aynı  bu şekilde devam ediyor. Daha önceden fabrikada işçilere,  kıdem tazminatı nasıl alınır, hakları nelerdir diye sohbet ediyordum. Bu gözlerine batmış olmalı. Beni çıkararak kalanlara da gözdağı vermeye çalıştılar. Burada en istenmeyen şey bu; karşı çıkan işçiler. Bu korku ile işçileri düşük ücretle istihdam etmek istiyorlar. Verilen maaşlar bile etraftaki en düşük ücretler neredeyse. Yoğun bir emek sömürü vardı. Bu ortamda hakları konusunda bilinçli işçiye tahammül edemiyorlar bile.

KG: Kaç kişi çalışıyor fabrikada?

Hasan: 250-300 kişi kadar sanıyorum. Ama sirkülasyon çok fazla. Çalıştığım süre içinde onlarca kişi işten ayrıldı.

KG: Devamla ne oldu?

Hasan: Beni bu tartışmadan sonra insan kaynaklarına çağırdılar. Sanki bir lütuf gibi, işten çıkışım verilince kıdemimi de vereceklerini söylediler. Ben bu iş öyle olmuyor dedim. Dava açıyorum ve direnişe geçiyorum deyince şaşırdılar. Çünkü tarihlerinde böyle bir şey olmamış. Hiç beklemiyorlardı. Tam bu noktada anlam kazanıyor buradaki direnişim. Önce, engelli işçi sorunlarına dikkat çekmek, Tefaş’taki emek sorununa dair farkındalık yaratmak ve işçi arkadaşlarıma bir direniş örneği göstermek.

KG: Bölgede destek nedir?

Hasan: Flormar sürecini destekleyen Petrol İş’ten arkadaşlar, Bir Umut derneği, Türk metal’den Birleşik Metal’e geçen işçi arkadaşlar vs. arasından bana desteğe gelen arkadaşlar oldu. Gebze CHP’den kadınlar geldi. Gelene hoş geldin diyorum. Bu bir sınıf mücadelesi. Partiler üstü olmalı ve işçi sınıfını kucaklamalıdır.

KG: Normalde sadece dava süreci başlatılıp bekleniyor, sen neden direnişe karar verdin?

Hasan: İşçi sınıfının mücadele tarihini daha önceden biliyorum. Bilinçli bir işçinin böyle anlarda böyle tepkiler göstermesi gerekli. Biz bilinçli işçiler böyle tepkiler verebilmeli yoksa bilinçsiz işçi nasıl tepki gösterecek? 1. Aşamada kazanılmış haklara karşı savunma tutumu almamız lazım. 2. Aşama bunu götürebileceğimiz kadar ileriye götüreceğiz. Sendikalara, grevlere sahip çıkmamız lazım. Elimizde başka mücadele yöntemimiz yok.

KG: Fabrika içinden direnişine nasıl bir tepki geldi?

Hasan: Ben burada direniş yaptıkça, içerdeki arkadaşların, direnişime dair “bana cesaret aşıladı” dediklerini duyuyorum. Sürekli buradaki işçi arkadaşlara çağrı yapıyorum. “Örgütlenin, mücadele edin, emeğinize, ekmeğine sahip çıkın” diye sesleniyorum. Emeğimizin sömürülmesinin ortadan kaldırılması için mücadeleden başka yolumuz yok çünkü.

KG Haber

Göz atın

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

“Berat Bey’in İstifası” adlı yazıyı şöyle bitirmiştik: “Sorunun ekonomik boyutu elbette ayrıca bir analizi gerektiriyor. …

“YEREL BİR OLAY” OLARAK TEK ÜLKEDE SOSYALİZM VE “ESKİ REZİLANE İŞLERİN TEKRARI”-1

ANAYASAL BİR GÖREV OLARAK DÜNYA DEVRİMİ! Dünya işçi sınıfının en büyük zaferi Ekim Devrimi’nin üzerinden …