Anasayfa / Gündem / KAYYUM ATAMALARI : BİR İÇ SAVAŞ REJİMİNİN YEREL YÜZÜ!

KAYYUM ATAMALARI : BİR İÇ SAVAŞ REJİMİNİN YEREL YÜZÜ!

Beklenen oldu ve Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine yine kayyum atandı. Gerekçe, her zaman olduğu üzere yine “terörle mücadele” ve “belediyelerin teröre verdiği destek”. Görevden alınan seçilmiş HDP’li belediye başkanlarının yerine şimdilik illerin valileri atandı. Yani RTE’ninağzından hiç düşürmediği  “Cehape”nin tek parti döneminde olduğu gibi devleti ve hükümeti temsilen ilin başında bulunan valiler aynı zamanda belediye başkanlığı görevini de üstlendiler! Bu atamaların “geçici” olduğu söylense de bir süre sonra yapılması beklenen “kalıcı” atamaların da elbette “Saray mantığı” açısından farklı nitelikte olmayacağı ortada.

Kayyum atamaları, sabah akşam “Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünden” söz eden iktidar sahiplerinin Kürt sorununa ve devlet topraklarının bir bölümüne açıkça “kolonyalist” bir mantıkla yaklaştıklarını da göstermektedir, ki bunun “bölücülükten” başka bir anlamı yoktur! 

Bir önceki dönemde atanan kayyumların neler yaptıkları, belediyeleri nasıl ödenemez borçların altına soktukları, halkın parasını nelere harcadıkları ve kimlere dağıttıkları malum. Şimdi yapacaklarınında farklı olması beklenemez. Ancak asıl sorun  “maddi-parasal” boyutunun çok ötesinde. Yapılanlar “terör” bahanesiyle açıklanmaya çalışılsa da açık olan gerçek, “yeni-bonapartist” Saray rejiminin,ayakta kalabilmek için Kürt sorunu üzerinden Türkiye’de  kendisine karşı duran bütün güçlere savaş ilan etmiş olmasıdır. Saray iktidarı, hile hurda yoluyla seçim kazanma noktasından, kaybettiği seçimlerin sonuçlarını tanımama noktasına hızla varmıştır. Rejim artık, yakın zamana kadar varlığının temeli olduğunu iddia ettiği “serbest ve adil seçimler” ve “millet iradesi” gibi kavramlarla da ilişkisini kesmiştir. Kısacası bu rejim, kendi meşruiyetinin temellerini kendi elleriyle ortadan kaldırarak gayrimeşru bir hale gelmiştir.

Kimse şüphe etmesin, bu iş burada kalmayacaktır. Rejimin Diyarbakır, Van ve Mardin ile başlayan saldırı dalgası başka yerlere de yayılacak ve sıra, birkaç ön yoklamanın ardından, batı illerine ve deİstanbul’a gelecektir! Bu zaten RTE’nin seçimlerden önce ilan ettiği bir durumdur. Kendini, sorunun “Kürtlerle” ve “terörle” sınırlı olduğunu inandırmaya çalışanlara suskunluklarının, sıranın kendilerine gelmesinden başka bir sonuç doğurmayacağını hatırlatmak isteriz.

Rejimin demokratik hak ve özgürlükler ve de “millet iradesine” yönelik bu saldırısı en etkili ve yaratıcı eylemlerle, en kitlesel ve örgütlü biçimlerde püskürtülmelidir. Bu “iç savaş rejimi” ile mücadele etmekten başka bir çaremiz yoktur…

KG Yayın Kurulu

Göz atın

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

“Berat Bey’in İstifası” adlı yazıyı şöyle bitirmiştik: “Sorunun ekonomik boyutu elbette ayrıca bir analizi gerektiriyor. …

“YEREL BİR OLAY” OLARAK TEK ÜLKEDE SOSYALİZM VE “ESKİ REZİLANE İŞLERİN TEKRARI”-1

ANAYASAL BİR GÖREV OLARAK DÜNYA DEVRİMİ! Dünya işçi sınıfının en büyük zaferi Ekim Devrimi’nin üzerinden …