Anasayfa / Gündem / Şehir Hastaneleri ya da Sağlıkta Yeni Saldırı

Şehir Hastaneleri ya da Sağlıkta Yeni Saldırı

Şehir hastaneleri, adından da anlaşılabileceği gibi, “DevletHastanesi” olmayan, ancak özel hastane de olmayan bir garip hastane. Bu hastanelerin yapıldığı arazi kamuya ait. Hastaneyi yapan özel sektör, kiralayan ise devlet…

Ülkemizde kamu sağlık hizmetinin daha iyi verilmesi için sağlıkta modernleşmeye, yeni ve daha fazla hastaneye ihtiyacımız varken, biz bu yeni hastane fikrine neden karşı çıkıyoruz? Ya da şehir hastanelerini bir sorun olarak görüyoruz? 

Çünkü yeni bir “Şehir Hastanesi” kurulduğunda, en az kurulacak hastanenin sahip olduğu yatak sayısı kadar bölgedeki mevcut “Devlet hastanelerinin” yatak sayısı azalacak. Bu anlaşmanın yerine getirilmesi için bölgedeki devlet hastaneleri ya kapatılacak, ya da ek binalar yıkılacak.Kısacası tamamen kamu hizmeti olan ücretsiz sağlık, bilinçli ve sistemli bir şekilde, özel sektöre altın tepside sunuluyor.  Üstelik devlet, 25 seneliğine bu firmaya hastane için kira ve bakım bedeli ödeyeceğini de garanti ediyor.

Kiralar nasıl ödenecek? Hastane kendi döner sermayesinden karşılayacak deniliyor ancak buna da devlet garanti veriyor. Otopark, temizlik, kafeterya, laboratuvar ve görüntüleme gibi işlemlerin hastaneyi yapan şirkete bırakıldığı bu sistemde, döner sermayenin geliri kirayı ödemeye yetmez ise devlet kiraya garantör oluyor. Zaten tüm gelir imkânlarının yüklenici firmaya bırakıldığı bu sistemde, döner sermayenin para kazanıyor olması gerçekten de mucize olurdu. Bakanın beş yıldızlı otel konforunda olacak dediği hastanelerin kiralarının da beş yıldızlı otel kiraları gibi olduğu ortaya çıktı. Özel şirketlere birer işletme olarak sunulan 10 şehir hastanesi için devlet sadece bu yıl yaklaşık 10,5 milyar lira kira bedeli ödeyecek. Kabaca yılda bir hastaneye 1 milyar tl kira veriliyor. Sadece kira için verilen bu para ile ne kadar kamu yararına yeni bina, okul, hastane vb. yapılabileceğini siz tahmin edin. 

Yeni “Şehir Hastaneleri” şehirden uzak ve yalıtık alanlarda kuruluyor. Şehirden uzak olan bu hastaneler acil müdahale gerektiren vakalara anında müdahale etmekten çok uzak. Sağlık hizmeti almak isteyenler için ise ulaşım oldukça güç. Şehirden ve toplumdan yalıtık hastaneler yerine şehir içinde daha çok küçük hastanenin kurulması, sağlık hizmetine daha kolay ve hızlı ulaşmak kamu sağlığı açısından çok daha mantıklıyken, sermaye için mevcut hastanelerin arazilerinin artık hastane arazisi olamayacak kadar değerlenmesi neden bu yolun seçildiğinin açıklamasıdır. Yeni projeler mevcut iktidara yakın çevreler için yeni rant kapıları, işçi sınıfı için ise sömürü mekanizmalarına bir yenisinin daha eklenmesi demek.

İngiltere ve Kanada’nın yüksek maliyet ve verimsizlik sebebiyle vazgeçtiği bu sistemin, Türkiye’de yapılma ısrarının sebebi başka. Şehir hastaneleri projesi aslında 2002 yılında hükümet tarafından başlatılan “Sağlıkta Dönüşüm Projesi”ninbir parçasıdır.  Bu proje ile sağlık hizmetlerinin temel hak olmaktan çıkartılması, bir bedel karşılığı verilen/alınan bir hizmete dönüştürülmesi amaçlanıyor. Yani hastalar, sağlık hakkı almak isteyen tüketicilere/müşterilere dönüştürülmek isteniyor. Bu  neo-liberal politikalar, kapitalistlerin işçi sınıfının geçmişte büyük mücadeleler ile kazandığı kazanımlarına bilinçli ve planlı saldırının bir parçası. 

İçinde bulunduğumuz covid-19 salgını sırasında gerçek başarının kamu hastanelerinde olması, şehir hastanelerinin adlarının başarı hikâyelerinde hiç geçmemesi tesadüf değil. Çünkü özel sektörün amacı kar elde etmektir, hayat kurtarmak değil.  Yıllardır arazisi için türlü oyunlar çevrilen Çapa ve Cerrahpaşa hastanelerindeki sağlık emekçilerinin kamu yararı için nasıl mücadele verdiği ortadadır. 

Yeni sağlık sistemine geçmek için canla başla çalışan kapitalist sistem, en basit ürün olan maskeyi bile planlı bir şekilde hala dağıtamamaktadır. Sağlık sisteminin tamamen özel sektöre devredildiği ABD ve AB’nin bazı ülkelerinde en basit cihazlar ve ilaçlar kar getirmedikleri için üretilmemiş ya da stoklarda tutulmamıştır. Bu yüzden salgının etkisi çok daha yıkıcı olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile ülkemizde de yapılmak istenen tam da budur. İşçi sınıfının tüm kazanımlarını teker teker yok etmek.

Ömer Demirci

Göz atın

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

“Berat Bey’in İstifası” adlı yazıyı şöyle bitirmiştik: “Sorunun ekonomik boyutu elbette ayrıca bir analizi gerektiriyor. …

“YEREL BİR OLAY” OLARAK TEK ÜLKEDE SOSYALİZM VE “ESKİ REZİLANE İŞLERİN TEKRARI”-1

ANAYASAL BİR GÖREV OLARAK DÜNYA DEVRİMİ! Dünya işçi sınıfının en büyük zaferi Ekim Devrimi’nin üzerinden …