Anasayfa / Politika / Güreşçiler ve ABD kapitalizmi

Güreşçiler ve ABD kapitalizmi

Asrın güreşçisinin bir devlet bankasının yönetim kuruluna asrın lideri eli ile atanması kadar başka saçma şeyler de oluyor ekonomide. 

Mesela, Amerika Merkez bankası 1 trilyon dolar altyapı yatırımı kararı aldı. Covid-19 dönemi ve sonrasında yoksulluğun derinleşmesi ve siyah isyanı ile yıpranan Trump’ın bu yatırımı “piyasalara” bir rüşvet şeklinde yorumlamak gerek. Bir dönemin tek süper gücü olan ABD, aslında, uzun yıllardır ülke altyapısı konusunda tam bir felaket yaşıyor. Örneğin, ABD İnşaat Mühendisleri Birliği, 2 binden fazla barajın her an yıkılabileceğini ve 60 bin kadar köprünün elden geçirilmemesi durumunda üzerinde trafik varken yıkılabileceğini söylüyor. Elbette, bu 1 trilyon dolar, bizdeki köprülerin yapım hikayelerinde olduğu gibi, özel sektöre uygun krediler ve teşvikler aracılığı ile dağıtılacak. Devamında bu yatırım maliyetlerine katılan özel şirketler ise ya “hazine güvencesi” ile ya da yaptıkları tesislerden, yollardan vs. fahiş kullanım bedeli alarak yatırım maliyetlerini ve karlarını güvence altına alacaklar. Bu kısmı bizim açımızdan bildik bir hikaye. 

1 trilyon doların önemli bir kısmı ABD merkez bankası tarafından yeni para olarak basılacak. ABD dolarının karşılıksız basılabilmesi bu çözüm yolunu mümkün kılıyor. Bu durumda basılan para da casino kapitalizminin ve şişmiş finansal göstergelerin sabun köpüğü dünyasına dahil olacak. Son tahlilde, kendi krizini yeniden üreten ve daha da derinleştiren ABD kapitalizmi, klasik iktisat teorileri açısından bile bu derin yarılmayı zamanla daha da hissedecek. Bunun çözümüne dair de kapitalizmin bildiği tek yol yine, içerde geniş halk kesimlerinin yoksullaşması, dışarıda da yeni Pazar hakimiyetleri için dış müdahalecilik.

Bu konuda Kırmızı gazete yazarı Hakkı Yükselen’in “Libya’da ne işleri mi var” yazısına bakılabilir.

Kapitalizm ve serbest piyasanın saçmalıkları burada bitmiyor. Altyapı yatırımlarına fon ayrılacağını duyanlar, “proaktif” şekilde yolları yapacağı düşünülen şirketlerin borsa kağıtlarına yatırım yapıyor. Bu hisselerin hızla değer kazanmasına neden oluyor. Bu hisselerin değer kazanması ile kağıtlarının değeri artınca, 2. kuşak yatırımcılar bu kez hisseleri nispeten düşük başka firmalara yöneliyorlar. Yollar yapılacak, e dolayısıyla arabalar da çoğalır diyerek, mesela araba kiralama firmalarının hisselerine hücum ediyor. Öyle ki, iflasını açıklamış olan Hertz firmasının borsa değeri 0,4 dolardan, bir hafta içerisinde, hiçbir mantıki neden olmadan 6 dolara fırlıyor. İflas eden bir firmaya yatırımcı parası girince, ilgili firma hisse senetlerindeki değeri toplamak için sermaye artırımına gidip, parasını yatıranları bir temiz söğüşlüyor. Günün sonunda yatırdığı paraları bir anda pula dönenlerin intihar haberleri gazetelerde yer alıyor. Ancak bu çok önemli değil, çünkü bu şişen finanstan özel şirketler kazanıyor.

Bu yüzden yaklaşan ABD seçimleri vesilesiyle Trump’ın boy boy posterleri inşaatların cephelerinde sallandırılırsa şaşmamak lazım. Slogan da hazır; “Trump; The tall guy”

Oysa Covid-19 sonrası, işsizlik oranı, hala tartışılmakla beraber %14,7’ye fırladı. İşsizlik yardımı almak için başvuran kişi sayısı 33 milyona ulaştı. Hizmet sektöründe bu oran %40. Bu şekilde ABD tüm tarihinde yaşadığı tüm işsizlik oranlarını katlamış görünüyor ve bu oran şimdiden büyük buhran zamanında oluşan işsizlik oranının da üstünde.

Buna karşı, hükümet bu teşvik paketi ile desteklediği şirketlerin, istihdamı bir parça üstlenebileceğini hesaplıyor. Bunun ABD işçi sınıfında bir destek yaratıp yaratmayacağını da yakında göreceğiz. Ancak böyle bir destek oluşur ve Trump bir seçim daha kazanırsa, ABD rejiminin “de”  eskisi gibi olmayacağını söylemek için falcılığa gerek yok. 

Buna, ABD işçi sınıfı içindeki beyaz-mavi yaka, etnik köken, ırksal ve cinsel gibi bölünmelerin artışını ve bu bölünmelerin herhangi bir işçi sınıfı alternatifi tarafından gidereceği bir programın ve yaygın örgütsüzlüğün eklenmesi de eklenince gelen dalganın sonuçları konusunda iyimser olmak mümkün değil;

Ne ABD’de ne de burada.

B. Turgut

Göz atın

REJİM SORUNU KRİZE DÖNÜŞÜRKEN

Bütün bu olup bitenleri öncelikle bir rejim sorunu olarak ele almak gerekiyor.  Türkiye’nin rejim sorunu, …

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

“Berat Bey’in İstifası” adlı yazıyı şöyle bitirmiştik: “Sorunun ekonomik boyutu elbette ayrıca bir analizi gerektiriyor. …