Anasayfa / Dünya / Pandemi ve Ekonomik Kriz Karşısında Acil Eylem Programı

Pandemi ve Ekonomik Kriz Karşısında Acil Eylem Programı

Covid-19 salgını ve dünyada ekonomik durgunluk arttıkça,  kapitalizmin dünyadaki barbarlığı da yayılıyor.

Salgının gerçek rakamları – hükümetler tarafından yayılan yalanlar değil- yüz milyondan fazla hasta ve iki milyondan fazla ölü olduğuna işaret ediyor. Bu,  ilaç veya aşısı hala bulunamamış tarihin en kötü salgınlarından biridir. Dahası, küresel durgunluk açlık ve yüz milyonlarca işsizi beraberinde getiriyor.

En başından beri, pandemi ve dünya ekonomik durgunluğu birleşiminin, dünya savaşına benzer sonuçları olacağı konusunda uyardık. Biz devrimciler, kapitalizmin çözemediği bu krize yönelik bir program sunmakla yükümlüyüz.

Bu bakış açısıyla, salgın ve ekonomik krize karşı acil eylem programı önerisini yayımlıyoruz. Programımız, kapitalizmden kopuş ve işçilerin iktidarını kapsayan acil cevaplarla başlıyor.

Bu öneriyi sunuyoruz ve kendimizi işçilerin ve ezilenlerin kapitalist hükümetlerin tepkisine karşı mücadelesinin ön saflarına yerleştiriyoruz; kapitalistler bu krizlerin bedelini işçi sınıfının sırtına açlık, yoksulluk, fakirlik ve şimdi de yaşam mücadelesi olarak yüklüyorlar.

Bu öneriyi sunuyoruz ve kendimizi işçilerin ve ezilenlerin kapitalist hükümetlere karşı mücadelesinin ön saflarına yerleştiriyoruz; kapitalistler bu krizlerin bedelini işçi sınıfının sırtına açlık, yoksulluk, fakirlik ve şimdi de yaşam mücadelesi olarak yüklüyorlar.

Bu programı, pandemi ve ekonomik krizin neden olduğu soykırıma karşı mücadele eden politik çevre ve örgütlerle birlikte çalışabilmek ve açık tartışmalar yapabilmek için sunuyoruz.

1- Salgın ve küresel ekonomik durgunluk yeni bir dünya durumuna yol açıyor

İşçi aileleri, 1918’deki İspanyol gribi döneminden bu yana, en kötü salgın olan COVID-19 yüzünden ölenleri için yas tutuyorlar. Şimdi de 1929’dan bu yana en büyük dünya ekonomik durgunluğunun ürünü olan, büyük işsizlik ve açlıkla karşı karşıyalar.

İşçiler yüzyılın en büyük saldırılarına maruz kalıyor. Toplumsal etkileri aynı zamanda büyük bir depremin ve tsunaminin etkilerine ya da bir dünya savaşının sonuçlarına benziyor.

Ne salgın, ne de ekonomik kriz şansın ürünü değildir. COVID aracılığıyla öldüren kapitalizmdir. Krizleri boyunca işsizliği ve açlığı getiren kapitalizmdir.

Kapitalizm dünyaya barbarlığa geri getiriyor. Kapitalist sefalet: büyük işsizlik dalgası, iş güvencesi olmayan sefil ücretler.

Tüm bunlardan kaçınmak mümkün müydü? Evet! Mevcut teknoloji ile üretici güçler, herkesin yemek yemesine, giyinmesine ve haysiyetle yaşamasına, kültüre ve eğlenceye erişmesine izin verebilir. Dünya ekonomik krizler olmadan yaşayabilirdi.

Ancak bunun için, halkın yararına olmayan, burjuvazinin milyonluk kârlarına hizmet için üretim yapan yönetim biçimini sona erdirmek gerekiyor. Büyük şirketleri kamulaştırmak ve ekonomiyi işçilerin ihtiyaçlarına göre planlamak gerekli olan.

Dünya, insanlığı pandemiden korumak için daha iyi hazırlanabilirdi. Fakat bunun için, sağlığın büyük şirketlerin kontrolü altındaki bir metadan ibaret olmaması gerekir.

Salgından önce, Şili, Kolombiya, Hong Kong, Irak ve Lübnan gibi, sınıf mücadelesinin yükseldiği birkaç yer ve devrimci süreçler vardı

Pandeminin ortasında, ABD’de bir isyan patlak verdi ve dünya çapında ilgi odağı oldu. Bu kapitalizmin başarısızlığının sembolüdür. Dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD, ırkçılık ve polis şiddetine karşı bir ayaklanma ile sarsıldı. Ekonomik durgunluktan etkilenen 40 milyondan fazla işsiz ve COVID’den etkilenen 3 milyondan fazla insan radikal bir şekilde ayaklandı.

Kendisini insanlığa giden tek yol olarak dünyaya sunan kapitalizm gerçek yüzünü gösterdi. Büyük emperyalist burjuvazi, dünyanın vitrininde yaşamı garanti edemiyor. Sermayenin hâkimiyeti on yıllardır görülmeyen bir ayaklanma ile sorgulandı ve Amerikan kitleleri sokaklarına çıkarak hayatlarında köklü değişiklikler talep ettiler. Bu durum, politik ve ideolojik olarak kapitalizmi demoralize eder ve dünya çapında kitlesel mücadelelere yol açar.

Muhtemelen sınıf mücadelesinin güçlü bir kutuplaşmasıyla, devrimlere ve karşı-devrimlere yol açabilecek yeni bir dünya durumuna giriyoruz. Macaristan Cumhurbaşkanı Orban tarafından sahnelenene benzer askeri darbeler gerçekleşebilir. Politik durumlarda ani değişiklikler, hükümetlerin devrilmesi ve yeni rejimlerin meydana gelmesinden bahsediyoruz.

Burjuvalar arası bölünmeler nedeniyle,  ülkeler arasındaki savaşlar meydana gelebilir. ABD’nin acımasız askeri üstünlüğü nedeniyle yeni bir dünya savaşı beklenmiyor. Ancak bölgesel savaşlar meydana gelebilir.

Artık sosyalizm veya barbarlık bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Burjuvazi, insanlığın hayatta kalmasını sağlayamadığını ve temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını gösterdi. Proletaryayı insanlığın kaderlerinin önüne koymak için bir dünya sosyalist devrimi gerekiyor. Ancak bu süreç, yalnızca başında devrimci bir liderlik varsa başarılı olacaktır. Bu nedenle, bu tarihi andaki öncelikli görev, dünya çapında devrimci partiler kurmaktır.

2- Yüzyılın en kötü pandemisi

Hükümetlerin söylediklerinin aksine, salgın kontrol altında değil. Aksine, dünya çapında kötüleşiyor. Resmi rakamlardan çok daha fazla kişi enfekte oldu ve öldü. Hükümetler, işçilerin yaşamlarını korumadaki mutlak yetersizliklerini gizlemek istiyorlar. Dünya çapında kısmi karantinaların bitişini haklı göstermek istiyorlar.

Yoksulları, işçileri, siyahi insanları, göçmenleri acımasızca etkileyen gerçek bir soykırım gerçekleşiyor. Salgın tüm sektörlere ulaşıyor, ancak eşit değil. En çok maruz kalan yoksulların, karantinada kalabilmek için, ne yeterli tıbbi yardımları, ne de maaşları ya da evleri var.

Avrupa ve ABD’deki işçileri sert bir şekilde etkiledikten sonra, salgın Latin Amerika ve Asya’daki kentlerin eteklerine çok güçlü bir şekilde vuruyor. Şimdiyse Afrika’da yaygınlaşıyor.

Bu fakir mahallelerde, işsiz kalanların çoğu güvencesiz günlük işlerle geçinmek zorundalar. Bir gün çalışmazlarsa yemek yiyemezler. Evlerinde, asgari karantina koşulları olmadan, genellikle musluk suyu veya kanalizasyon olmadan yaşıyorlar. En çok ölenler fakirlerdir, onlar pandemi için gerçek risk grubudur.

Onlarca yıldır sağ ve reformist “sol” partilerin hükümetleri (sosyal demokrasi, PT(İşçi Partisi) vb.) kamu sağlığını zayıflatan, hastaneleri özelleştiren neo-liberal planları uyguladılar. Virüs, insanlığa 21. yüzyılda tamamen korunmasız olarak çarptı. Gerekli yoğun bakım ünitesi ihtiyacını karşılayacak hastane yok. Sağlık sistemleri çöktü.

Diğer korona virüslerin neden olduğu salgınlardan sonra bile, C-19 için güvenli ilaçlar veya aşılar yok (2002’de SARS, 2012’de MERS). Büyük ilaç şirketleri için kar sağlamadığından, araştırmaya yatırım yapılmamıştır. Şimdi ise, pandemi ile, çözüm arıyorlar. Kısa vadede aşı olmayacak, güvenli tedavi uygulanmayacak. Yakın tarihin en ciddi salgınlarının başından aylar sonra, insanlık hala çaresiz kalıyor.

Şirketlerin baskısı altında, dünyadaki hükümetler kısmi karantinaları bile terk etti. İşçileri yeni bir pandemi dalgasına maruz bırakıyorlar. Bazı ülkelerde hükümetler, lüks mahalleleri koruyorlar ve toplumun en zengin kesimlerinde salgını kontrol altına alırken, yoksulları sonuçları ile baş başa bırakıyorlar.

Bilim insanlarına göre, hiçbir ülkede- en çok etkilenenler dahil- salgının kontrolünü sağlayan “sürü bağışıklığı” aşamasına ulaşılmadı. Tüm ülkeler, etkili bir aşı veya tedavi bulunmadıkça mevcut dalganın devam etmesi veya yeni bir dalganın yeniden gelmesi tehdidi altındalar.

Enfekte işçi bulunan şirketlerde üretimi durdurmak gerekir. Mahallelerde ve şirketlerde tıbbi bakım talep etmek için işçilerin öz-örgütlenmelerini geliştirmek acil bir ihtiyaçtır.

İster istihdam edilmiş olsun, ister olmasın, tüm çalışanlar için konut ve tam ücretle güvenli bir karantina talep ediyoruz. Sağlıksız konutlarda yaşayan işçiler için; otellerde ya da boş ev veya apartman dairelerinde barınak talebini savunuyoruz.

Pandeminin seyrini izlemek ve hastalığı takip etmek için büyük çapta testler yapılsın. Artık düşük hasta ve ölüm sayısı raporlamaya son!

Özel hastaneler kamulaştırılmalı ve yeni hastaneler ile daha fazla yoğun bakım üniteleri inşa edilmeli. Kamu sağlığı bütçesi acilen arttırılarak tüm insanlara tıbbi bakım garanti edilmeli.

Ayrıca salgınla savaşmak için fabrikalar, basit ve ucuz mekanik ventilatörlerin yanı sıra maskeler, anti bakteriyel jeller ve diğer gerekli malzemelerin üretimi için dönüştürülmelidir. Sağlık çalışanlarına COVID ile mücadele için, fazla mesai de dâhil olmak üzere, daha iyi çalışma koşulları ve yeterli ücretler verilmelidir!

İlaç ve hastane malzemeleri üreten fabrikalar, işçilerin kontrolü altında kamulaştırılmalıdır. Aşılar, ilaçlar ve testler ücretsiz olmalı ve tüm nüfusa sunulmalıdır.

Yoksul mahalleler için temizlik, sağlık ve diğer hizmetleri (elektrik, su, gaz, internet vb.) talep ediyoruz. Yoksul mahallelerinin kapatılmasına ve gettolara dönüşmelerine karşıyız!

İşçilerin ve fakir insanların yaşamları önemlidir!

3- Ekonomik krizle yüzleşmek mümkündür

Hükümetler büyük bir ekonomik krizin varlığını kabul ediyor. Bunu saklamak imkânsız olurdu. Ancak salgının yakında biteceğini ve ekonominin hızla toparlanacağını söylüyorlar. Bu bir yalan! 1929’dakine benzer bir depresyona dönüşebilecek ciddi bir küresel durgunluk var! Bu sistem altında hızlı bir iyileşme olmayacak.

Yedi milyar insanın hayatı, birkaç bin milyoner ve milyarderin, mülk sahiplerinin ve büyük emperyalist şirketlerin hissedarlarının çıkarlarına göre belirleniyor.

Lenin’in emperyalizm tanımlarının tümü, ekonominin “küreselleşmesi” ile çok daha hipertrofik (sayıca değil hacimsel olarak büyüme) olmasına rağmen geçerli olmaya devam ediyor.

Bağımlı ülkeleri yöneten burjuvazi emperyalizme boyun eğmektedir. Kısmi çatışmalara sahip olabilirler, ancak genel olarak, bu ekonomik boyun eğmeyi daha da büyük siyasi itaatle yansıtırlar. Genel olarak, emperyalizmle ilişkili ulusal servetin iyi bir bölümünü ellerinde toplayan ekonomik grupları yansıtırlar.

Emperyalizmin hükmündeki dünya savaşlarında milyonlarca kişinin ölümüne neden olmuştu. Şimdi, bir kez daha, pandeminin ekonomik krizle birleşimi, sosyalist devrimin gecikmesi nedeniyle insanlık için ölümcül sonuçları göstermektedir.

C-19 salgını ortaya çıktığında zaten ciddi bir dünya ekonomik krizi vardı. Kapitalist ekonomide 2007-09  yıllarındaki büyük dünya resesyonunda ortaya çıkmaya başlayan aşağı yönlü bir eğri, gezegendeki geniş alanların çürümesini zaten belirlemişti.

ABD-Çin ticaret savaşı ve AB krizi gibi büyük dünya burjuvazisinin bölünmeleri ve yüzleşmeleri, bu çürüme tipik olarak artan dengesizliği ifade ediyor. 2020’nin başlarında yeni bir küresel durgunluk açıklandı.

Sonra salgın geldi. Ekstra ekonomik bir faktör, dünya nüfusunun yarısının hapsedilmesini ve ekonominin felçini zorladı. Krizdeki ekonomiye sert bir darbe. Yeni bir küresel durgunluğun 1929’a benzer bir depresyona dönüşebilme ihtimaline karşı ne duyuruldu?

OECD, dünya ekonomisinin bu yıl %6 ila 7,6 arasında düşmesi bekleniyor. IMF %4,9 düşüş öngörüyor. Her iki tahmin de 2008’deki resesyondaki %1,7’lik düşüşten çok daha kötü. Tahminler, 2020’de ana emperyalist ve gelişmekte olan ülkelerin GSYİH’sında %5 ila 11 arasında bir düşüş olduğunu gösteriyor. Çin’in bile durgunluk ve hatta küçülme yaşaması muhtemel.

Hükümet kurtarmalarının- genellikle milyar dolarlar büyüklüğünde- ortak hedefleri vardır: büyük şirketleri kurtarmak. Bir kez daha, 2007-09’da olduğu gibi, hükümetler şirketlere devasa “Keynesyen” planlar uygulamak için neoliberal planları bir kenara bıraktılar. Büyük şirketlerin iflasından kaçınabilirler, ancak 150 yılın en büyüğü, birinci ve ikinci dünya savaşlarından sonra ortaya çıkandan daha yüksek olan acımasız bir kamu borcu pahasına. Kaçınılmaz olarak, bu kamu borçları daha sonra kamu sağlığı ve eğitim, emekli maaşları vb.ne yönelik saldırılara dönüşecektir.

İşçiler için, sadece geçici bir yardım olarak, büyüyen açlığı tersine çevirmek için yetersiz kırıntılar sunuldu. Bununla birlikte, hükümetler emek ve sosyal hakların bastırılmasını ilerletmek için pandemiden faydalanıyorlar.

İşsizlik hızla yayılıyor. İster özet işten çıkarmalar ya da sözleşmelerin yenilenmemesi yoluyla, burjuvazi ve hükümetler büyük işsizlik uyguluyorlar. Dünya çapında yüz milyonlarca işçi işsiz kalacak. İşçiler gelirlerinin büyük bir bölümünü işten çıkarmalar ya da ücret kesintileri nedeniyle azalmakta ve işlerini sürdürme garantisi vermemektedir. Milyonlarca küçük işletme iflas ediyor. 21. yüzyılda dünyanın büyük şehirlerinin eteklerinde açlıktan öleceksiniz.

Bu krizde, salgın hastalığın sona ermesinden sonra bile, her ülkede uzun ve karmaşık anlarla birlikte uzun bir sarsıcı dönem geçireceğiz.

Kriz, çokuluslu oligopollerin sahipliklerini ellerinde daha fazla yoğunlaştırmasına izin veriyor. ABD ve Almanya gibi büyük emperyalist ülkeler, hegemonyalarını daha da sertleştirecekler. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin arasındaki çatışma yoğunlaşacak ve dünyadaki iş bölümünde durgunluktan daha iyi ve hızlı çıkan hangisi ise o ilerleyecektir.

Emperyalizm şimdi geleceği ilan ediyor: barbarlıkla kapitalizm. Mevcut işsiz orduları, yapay zeka, 5G, vb. Kullanan modern kapitalizmin ana işareti olabilir. İşgücünü yeniden kurma kapitalist işlevini bile yerine getirmeyen düşük ücretler zaten Haiti ve Bangla Desh’de bir gerçekti ve şimdi yaygın. Buna, çalışma ilişkilerinin genelleştirilmiş güvencesizliği de ekleniyor.

Kapitalizmde ekonomik krizler periyodiktir. Bundan sonra, diğerleri daha da ciddi olacak. İnsanlığın çokuluslu şirketlerin süper karlarını sürdürmek için ölmeye ve sefalet içinde yaşamalarına izin veremeyiz.

Açlık ile savaşmak, fakir mahallelerde doğrudan yemek garanti etmek gerekiyor. İşçilerin öz örgütlenmelerinin kapitalizmin yol açtığı kriz karşısında kendilerini dayatması lazım. Bunun için gıda üreticisi ve ticaret şirketlerinin kamulaştırılması gereklidir. Fakirlerin yiyeceklerini süpermarketlerden ya da herhangi bir yerden kamulaştırma hakkını savunuyoruz.

İşsizleri fakir mahallelerde komiteler halinde organize edin. Çalışan ve işsiz işçileri işyerlerinde ve mahallelerde birleştirin.

Pandeminin başlangıcından bu yana geriye dönük işten çıkarmaları yasaklamak gerekir. İşin güvencesizliğini ve dış kaynak kullanımını sona erdirmek, tüm işçilere iş güvenliği talep etmek gerekir.

İşsizlik derhal tüm çalışanların desteği için gerekli olan maaşın ödenmesiyle sağlanabilir. Tüm işçileri istihdam etmek için bir bayındırlık planına ihtiyaç vardır.

Maaş kesintilerine ve işten çıkarmaya hayır! Enflasyona göre maaş ayarlamaları! Herkesin çalışabilmesi için daha az çalışalım. Sendikaların ve işçi derneklerinin bu önerileri çalışan işçileri işsizlerle birleştirmek için üstlenmeleri gerekir.

Emeklilerin emekli maaşları aktif çalışanların maaşlarına eşit olmalı! Yaşlıları açlığa mahkum eden emekli maaşlarındaki düşüşe hayır. Emeklilik yaşının azaltılmasını talep ediyoruz: Tüm yaşamları boyunca çalışanlar için, şimdi çalışmaya başlayan gençlere bir fırsat tanıma gerekiyor.

İşçilerin ekonomik krize karşı taleplerini empoze edebilmeleri için işçi grevlerinin savunulmasında birleşelim!

Tüm neoliberal planların derhal geri çevrilsin! Tüm çalışanlar için ücretli tatil, bayram bonusu ve tam emeklilik olarak çalışma haklarına sahip işlerin garantisi!

Kapitalistler, bu büyük sömürücüler, sırlarını kilit altında tutuyor. Mal üretiminin %90’ını kontrol eden tekeller, şüpheli ilişkileri ve bankacılık operasyonları, vergi cennetleri içindeki kara para aklamalarından asla sorumlu tutulmuyor. Şirketlerin muhasebe defterlerini açın! Ticari sırların kaldırılması gerekir!

Finansal sermayenin kontrolünü sona erdirmeden ekonomiyi değiştirmenin bir yolu yoktur. İşçiler bankaları kontrol ederse, ekonomiyi tamamen farklı bir şekilde yönlendirebilecekler. Bankaların ve finansal varlıkların kamulaştırılması ve ülke kontrolü altında, işçi kontrolü altında tek bir devlet bankası kurulması gerekmektedir. İşçilerin ekonomiyi kontrol etmesine izin verin.

Bu planı finanse etmek için yeterli sermayeyi garanti etmek için iç ve dış borçların ödenmesine hayır. Büyük servetlere vergi uygulanmalı. İşçilerin bankalara ve kredi kartlarına olan mevcut borçlarının kaldırılması gerekir. İflastan kurtarılması gereken küçük işletmeler için kredi ve mali yardım.

Büyük şirketleri kamulaştırmak ve bu gibi krizleri bastırmak ve işçilerin ve yoksulların ihtiyaçlarını karşılamak için üretimi planlamak gerekir. Kriz için işçilerin değil kapitalistlerin bedel ödemesini savunuyoruz.

4- SSCB örneğini hatırlamak gerekiyor

Ekonomik krizlerden kaçınmanın ve salgınla yüzleşmenin mümkün olacağını söylediğimizde, bunu açıkça gösteren tarihsel deneyimleri hatırlıyoruz.

1917 Rus devrimi, proletaryayı gerçekten iktidara getiren tek devrimdi. Paris Komünü bunu zaten yapmıştı, ama sadece üç ay sürdü. Burjuva demokrasilerinden en demokratik olanından daha geniş bir demokrasi. Devletin ve ekonominin temel sorunlarını günlük olarak tartışabilen ve kararlaştırabilecek bir işçi demokrasisi.

Rus devrimi, gücün ele geçirilmesinden kısa bir süre sonra, sağlık koşulları veya hastane yapısı olmadan ülke yok edildiğinde, 1918’de tifüs salgınıyla karşılaştı. Ancak, yeni Rus işçi devletinin yapısını çevirerek, yapmak zorunda olduğu az kaynakla salgını yenmek mümkün oldu.

Ne yazık ki, dünyadaki diğer devrimlerin yenilgileri Rus devrimini izole etti. Sonuç olarak, SSCB içinde bir bürokrasi yaratıldı ve Stalinist karşı-devrim yoluyla iktidarı ele geçirdi.

Bürokratikleşmesine rağmen, SSCB, Avrupa ve Asya’daki en geri ülkelerden birinin, sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin arkasındaki ikinci dünya ekonomisine dönüştürülmesini sağlayan devlet mülkiyetini ve ekonomik planlamayı korudu.

Bu, gerekli ikinci karşılaştırmayı getirir. Dünya 1929 depresyonuna girdiğinde, birçok ülke yıllık GSYİH’da %20 ila %30 arasında düştüğünde, SSCB güçlü bir şekilde gelişiyordu. Sanayi üretimi 1928-1940 yılları arasında yılda %16 büyümüştür.

Tüm bu tarihsel deneyim, Stalinist bürokrasinin egemenliği ve sayısız iğrenç suçuyla hafızadan silindi. Devrimcilere karşı eylemi, dünya devriminin genişlemesini engelledi, proletaryayı iktidardan tamamen çıkardı ve sosyalizmle hiçbir ilgisi olmayan acımasız totaliter tahakküm empoze etti.

İşçi devletlerini parazitleştirdikten sonra, aynı bürokrasiler kapitalizmin restorasyonunu yönetti. Bu hem Çin’de (1970’lerde Deng Hsiao Ping ile), Rusya’da (1980’lerde Gorbaçov ile) hem de diğer bürokratik işçi devletlerinde meydana geldi.

Bu devletler artık işçi değil, büyük demokratik devrimler Stalinist diktatörlükleri devirdiğinde kapitalistti. Böylece, kapitalist restorasyon bürokrasilerin kendileri tarafından gerçekleştirildi. 90’ların ayaklanması, burjuva diktatörlüklerine ve restorasyonun başlangıcında belirlenen yaşam standardındaki acımasız düşüşe karşı gerçekleşti.

Bu devrimler çok ilericiydi çünkü bu burjuva diktatörlüklerini devirdiler ve dünyadaki Stalinizm aygıtını yok ettiler. Ancak, kitle ağırlıklı devrimci liderliğin yokluğunun bir ürünü olarak, bu süreçleri yöneten burjuva liderlerdi.

Çoğu eski bürokrasiden doğan yeni burjuva sektörleri bu devletleri yönetti.

Bu henüz Çin ve Küba’da gerçekleşmedi. Orada, kapitalizm restore edildi, ancak burjuva Stalinist diktatörlüklerin gücü var.

Burjuva propagandası, farklı zamanlarda meydana gelen bu iki olaydan faydalandı- bürokrasiler tarafından yönetilen kapitalizmin restorasyonu ve ardından Stalinist burjuva diktatörlüklerinin devrilmesini- sanki kitleler burjuva diktatörlüklerine karşı değil sosyalizme karşı isyan etmiş gibi dünya çapında “sosyalizmin ölümünü” duyurmak için kullandılar.

O zamandan bu yana bu ideoloji, kapitalizmi insanlık için tek alternatif olarak göstererek tüm dünyaya uygulandı.

Rusya veya Çin gibi bu ülkelerin mevcut gerçekliği, kapitalizme dönüşün, nüfusun pandemi ve ekonomik durgunluk gibi diğer kapitalist ülkelerin maruz kaldığı felaketlere maruz kalmasına neden olduğunu göstermektedir. Yeni sosyalist devrimlere de ihtiyaçları var.

Dünya çapında kapitalizm, bu salgın ve dünya durgunluğu kombinasyonu ile ciddi bir şekilde karşı karşıya. Dünya kitlelerinin bilincinde bir kargaşa var. Sosyalist bayrakları tüm güçlerle yükseltmenin zamanı geldi. Sosyalizmi, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında yürürlükte olan işçi demokrasisi ile savunuyoruz ve hala solun sektörleri tarafından savunulan bürokratik Stalinist versiyonu kınıyoruz.

5- Pandemi doğanın yok edilmesinin bir sonucudur

Kapitalizm, işçileri ve doğayı yok eder. Kâr odaklı kapitalist üretim, en az yarım yüzyıl boyunca yenilenebilecek olandan çok daha fazla doğal kaynak tüketir. Bu nedenle küresel ısınmaya, nehirlere ve atmosfer kirliliğine, canlı türlerinin azaltılmasına sebep oldu.

Rampant ormansızlaşma, ekolojik dengelerin yok olmasına neden olur ve daha önce vahşi hayvanlarla sınırlı olan virüslerin kontrolsüz mutasyonunu sağlar. Doğaya karşı bu saldırganlık, Ebola, SARS, MERS ve şimdi COVID gibi son zamanlarda ortaya çıkan salgın hastalıkların ortaya çıkmasından sorumludur.

Gezegen kapitalizm devam ederse geri dönüşü olmayan bir ekolojik çöküşe doğru gidiyor. Yeni pandemiler mevcut olandan sonra ortaya çıkacaktır.

Ama bu kaçınılmaz değil. Büyük çok uluslu şirketler tarafından ekonominin kontrolünü sona erdirmek gerekir. Küçük bir milyarder azınlığının açgözlülüğünü değil, çevreyi de dikkate alarak gezegenin doğal kaynaklarının sömürülmesini planlamak ve rasyonelleştirmek gerekir. Ancak bunun için, bu şirketlerin kamulaştırılması ve üretimin ekolojik dönüşümü acildir, bu da doğaya karşı olan saldırganlıkların durdurulmasını ve ekolojik çöküşü önlemesini sağlayacaktır.

6- ABD’de kitle mücadeleleri

George Floyd’un suikastından sonra devrimci kitlesel ayaklanma, ABD’yi dünya standartlarında mücadelenin ön planına getirdi. Bu basitçe döngüsel ve epizodik bir isyan değildir. Dünyadaki en güçlü beyaz burjuvazi defansif tepki verirken, onlarca yıl ilk kez kitleler saldırıya geçti. Ve bu büyüklük ve radikalizm mücadelesi ilk kez Demokrat Parti’nin burjuva liderliğinden kaçıyor. Acil sonuçları ne olursa olsun, ABD yeni bir kutuplaşma ve istikrarsızlık durumuna girdi.

ABD emperyalizmi, endüstriyel hegemonyasında bir düşüş gösterdi ve gittikçe artan bir şekilde devasa finansal parazitizm yaşıyor. Finansal üstünlüğü ve devasa askeri üstünlüğü nedeniyle dünyada hegemonik olmaya devam ediyor. Ancak çürümesi, pandeminin dünya merkezi haline geldiği için canlı ve renkli olarak gösterildi, ölüm bilançosu, Vietnam’daki savaşın iki katından fazla 130.000’e ulaştı.

Şimdi ekonomik durgunluk depresyona doğru ilerliyor. İşsizlik Mart ayında %4,4’ten Nisan ayında %14,7’ye yükseldi. Ekonominin yeniden açılmasından sonra hafif bir düşüş olsa bile, bu oranlar 1929 depresyonundan bu yana hiç olmamıştı.

George Floyd’un ölümüne başkaldırı, ABD’de ırkçılığa karşı mücadeleyi hemen harekete geçirdi. Bir kez daha, eziyetle mücadele, dünyadaki mücadelelerin yükselişinde temel bir rol kazanıyor.

Bu mücadelelerin radikalliği ve kitleselliği, pandemi ve ekonomik krizin sonuçlarıyla besleniyor. Beyaz gençler, böylesine vahşi bir toplumsal durum tarafından fermente edilmemiş olsaydı, siyah halkın ırkçı baskı ile mücadele eylemlerine katılmazdı.

Birleşik Devletler’deki sendika hareketini her zaman çekici hale getiren Demokrat Parti, hükümete yapılan tüm ayaklanmayı ve muhalefeti Kasım ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönlendirmeye çalışıyor. Ancak, kontrolü korumaya yönelik mücadeleleri doğrudan bastırmak zorundaydı.

ABD’deki kitle mücadelesi emperyalizmi zayıflatır ve dünyadaki kitle hareketini yönlendirir. Sonuçları sınıf mücadelesi için büyük önem taşımaktadır.

Amerikan proletaryası, sınıf bağımsızlığını inşa etmek için Demokrat Parti ve sendika bürokrasisinin pençelerinden kaçmak zorunda kalacak. ABD’de devrimci bir parti inşa etme görevi bugün çok büyük önem taşıyor.

7- Avrupa Birliği Krizi

Avrupa, yılın başında amiral gemisi Alman ekonomisinin durgunluğu ve tüm kıtadaki durgunluk beklentileriyle açık bir çürüme belirtisi gösterdi. Pandemi, özellikle İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere gibi kıtayı sert vurdu. Şimdi kıta düşüşünü ve sınıf mücadelesinin kutuplaşma eğilimi ile karşı karşıya.

Avrupa GSYİH’sı için OECD tahmini %9 ile 11,5 arasında bir düşüş. Bu durgunluktan çok depresyonu işaret eden bir sayı.

Almanya, durgunluğuna rağmen, büyük şirketlerini kurtarmak ve salgını kontrol etmek için milyar dolarlık kurtarma gerçekleştirmeyi başardı. Benzer bir şey yapamayan diğer emperyalist ülkelerde durum daha ciddidir.

Avrupa Birliği Brexit ile şimdiden ciddi bir darbe aldı. Salgın ve durgunluk karşısında, daha da bölünmüş durumda ve büyük güç şirketlerinin kârından başka bir “Avrupa dayanışması” olmadığını gösteriyor. Bu nedenle, en çok etkilenen ülkeler pandemiye ortak bir cevap veremedi. Ülkelere borç verme politikası sadece büyük şirketleri kurtarmaya hizmet ediyor ve yakında Avrupalı işçilere tahsil edilmek üzere kemer sıkma önlemlerine dönüştürülecektir.

Avrupa hükümetleri genel olarak pandemiyle yüzleşmek için bir “ulusal birlik” politikasını müjdelediler. Bu, İspanya (Sanchez, PSOE) ve Portekiz’de (Costa, PS) olduğu gibi sosyal demokrasinin liderliğindeki hükümetlerde daha güçlü.

Bu bir aldatmacadır. Büyük burjuvazi ile işçiler arasında birlik yoktur. Bu hükümetler, büyük ölçüde, pandeminin acımasız etkilerine maruz kalan işçileri gerçekten koruyarak büyük şirketlerin büyük karlarını korumayı başarıyorlar. Bu “ulusal birlik” ekonomik kriz ve COVID’in ölümleri ile çatışacaktır.

Şimdi, Avrupa hükümetleri İtalya, İspanya ve Fransa’da olduğu gibi şirketleri kurtarmak için kısmi karantinalara son verdiler. Bu, çalışanları doğrudan virüsün yeni bir bulaşma dalgasına maruz bırakıyor.

Mevcut krizden önce, Fransa sarı yeleklerin protestoları ve ardından önemli bir ulaşım grevi ile sarsıldı. Salgın sırasında bile, Amerikan örneğinden esinlenen hükümete karşı önemli seferberlikler vardı.

Diğer ülkelerde, mevcut krizle mücadelenin yolunu gösteren önemli kısmi seferberlikler meydana geldi. Daha kötüye giden durum bazı Avrupa ülkelerine devrimci bir süreç getirebilir.

Aşırı sağ, eski Avrupa Sosyal Demokrat ve Muhafazakar partilerinin Avrupa Birliği tarafından uygulanan ve şu anda ciddi bir sosyal-ekonomik krizle karşı karşıya olan resesif ve işçi karşıtı kemer sıkma politikalarına verdiği destek nedeniyle başarısızlığa alternatif oldu. Bu sektörler göçmenleri işsizlikle suçluyor ve yabancı düşmanlığı ile bezeli milliyetçilik çağrısında bulunuyor. Avrupa Birliği’nin emperyalist empozizasyonu ile yüzleşmek için alternatifimiz Le Pen, Salvini veya Johnson’un yabancı düşmanlığı burjuva milliyetçiliği değil, Avrupa Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin devrimci ve enternasyonalist stratejisi, gerçek bir işçi Avrupası ve halklarıdır.

8- Salgın karşısında Çin

Kapitalist restorasyondan bu yana, Çin bir tür “dünyanın fabrikası” olarak dünya iş bölümüne girdi. Büyük çokuluslu şirketler, ucuz emek ve Çin diktatörlüğünden faydalanarak dünya pazarına üretim yapmak için ülkeye yerleşti.

O zamandan beri, Çin dünya pazarında uzun bir yol kat etti. Yeni Çin büyük burjuvazisi, devlete ait büyük bankaların desteğinden yararlanarak Çin toprakları ve dünya pazarı için kıta ölçeğinde üretim yapıyor. Çin yarı sömürge ülkelere sermaye ihraç ediyor ve bu ülkelere baskı yapıyor. Aynı zamanda hammadde ithalatındaki rolü nedeniyle dünya emtia piyasasında temel bir ağırlığa sahiptir.

Çin, ayrıcalıklı bir alt metropol olarak dünya pazarına entegre oldu. Ama şimdi dünya iş bölümünde bir adım atmak istiyor. 5G teknolojisinin kontrolü gibi mücadelelerde ifade edilen ABD-Çin ticaret savaşının temel dayanağı budur. Şimdi, küresel durgunluk sürerken, krizden daha iyi çıkanlar bu çatışmada ilerleyebilirler.

Pandemi Çin’de, Wuhan’da ortaya çıktı. Görünüşe göre, kontrol altındaydı ama şimdi yeni vakaların yeniden başlayabileceğine dair işaretler var. Ekonomi pandemi ve küresel durgunluktan çok etkilendi. 2020 yılında, resesif dünya pazarına yapılan ihracatın durması nedeniyle Çin ekonomisinin durgunlaşması mümkündür. Kapitalizmin restorasyonundan bu yana ilk olacak bir durgunluk yoluna girebilir. Bu, baskı ve güçlü ekonomik büyümenin birleşimiyle kontrolü elinde tutan bir askeri diktatörlük için çok ciddi bir gelişmedir.

Pandemiden faydalanan Çin devleti, iç kontrol ve baskı sistemlerini güçlendirdi. Ve şimdi bu şehirdeki ayaklanmayı bastırmak için 23 sayılı Kararnamenin onayından sonra pençelerini Hong Kong’a uzattı.

Günümüzde dünyanın en büyüğü olan Çin proletaryası, pandemi ve ekonomik krizden önce bir dizi grev gerçekleştiriyordu. Ekonominin olası durgunluğu ve hatta gerilemesi ile yaşam koşulları daha da kötüleşecek ve bu bir seferberlik patlamasına neden olabilir. Çin, Hong Kong’daki ayaklanmayı boğabilecek mi? Çin diktatörlüğü kriz sonrası dünya pazarında kendini gösterecek mi? Bu olasılıklar mevcut. Fakat Çin proletaryasının dünyadaki devrimci süreçlere entegrasyonu gibi bir ihtimal daha var.

9- Yarı-Sömürge Ülkeler

COVID merkez üssü Çin’den Avrupa’ya ve ardından ABD’ye geçti. Ancak salgının zirvesi Latin Amerika, Asya ve Afrika’nın yarı sömürge ülkelerinde yoğunlaşıyor. Buralarda ölüm sayısının milyonları bulması bekleniyor.

IMF Latin Amerika’da %5,3’lük bir üretim düşüşü öngörüyor. Afrika için % 1,6’lık bir düşüş öngörülürken daha kötüsü Güney Afrika’da % 5,8 oranında bir gerilemeden bahsediliyor. Hindistan ekonomisinde çok sert bir durgunluk var. Yüz milyonlarca işçi işini kaybedebilir.

Guayaquil sokaklarında terk edilen ölüler, yaklaşan barbarlığın gittikçe büyüyen belirtileridir. Nüfusun önemli bir kısmı su veya kanalizasyon olmayan ve korkunç hastane yapısına sahip ülkeler, pandemi tarafından süpürülüyor. Açlık, Latin Amerika ve siyah Afrika’nın fakir mahallelerinin sokaklarında acımasız bir şekilde ağırlık kazanıyor.

Burjuva hükümetleri pandeminin önünde duruş açısından farklılık gösterir. Bazıları, Bolsonaro (Brezilya), Ortega (Nikaragua), Lopes Obrador (Meksika), Magufuli (Tanzanya) gibi minimal izolasyon önlemlerini almayı reddeden, hastalığı hafife alan negatif bir pozisyona sahiptir.

Diğer hükümetlerin görünüşte Covid ile savaşma ve Fernandez (Arjantin) gibi ulusal birliği çağırma politikaları var. İkincisi, hastalığın ilk aylarında kitlelerden daha fazla siyasi destek aldı.

Bununla birlikte, hepsine, şirketlerin kârlarını garanti altına alma ve emperyalizme dış borcun ödenmesi yönünde rehberlik edilmektedir.

Acımasız bir ekonomik düşüşün ve pandemi yıkımının sert gerçekliği, bu ülkelerin hükümetlerinde ve rejimlerinde krizlere neden olacak. Böyle bir gerçeklik, devrim ve karşı-devrim, devrimci ayaklanmalar, hükümetlerin çöküşü, askeri darbeler vb. arasında daha keskin bir yüzleşme ile sınıf mücadelesinde güçlü bir kutuplaşmaya yol açabilir.

Zaten yıl başında Şili ve Kolombiya’da Latin Amerika’da farklı devrimci süreçler yaşadık. Şimdi dünyada yeni devrimci süreçlerin ortaya çıkmasına yönelik bir eğilim var.

Ekvator’da, geçen yılın Ekim isyanından sonra mücadele durduruldu. Kriz ve salgını ile şimdi, devrimci süreci sürdürmekle tehdit eden Quito, Cuenca ve Guayaquil sokaklarında yeniden dirilmeye başlıyor.

Bolsonaro’nun hükümet krizi, zaten üssünde önemli ve büyüyen bir muhalefet sektörü olmakla birlikte, yine de azınlık kitleler sektörünün desteğiyle artıyor. Salgının acımasız ağırlığı ve ekonomik kriz karşısında ülkede yeni mücadeleler patlayabilir.

Ortadoğu ve Afrika’nın kuzeyinde, 2011 Arap Baharı olarak bilinen mücadelelerden sonra Suriye ve Mısır’da önemli yenilgiler meydana geldi. Devrimci süreç 2019’da Lübnan ve Irak’ta olduğu gibi hükümetleri devirerek Argelia ve Sudan’da yeniden ortaya çıktı. Ardından pandemi ve ekonomik kriz geldi. Petrol fiyatlarındaki düşüş, tüm bölgede güçlü bir düşüşe neden oldu. Özellikle bölgelerin karşı devriminin iki sütununu zayıflattı. Suudi Arabistan kısmen Güney Yemen’den ve iç savaşa askeri müdahalesiyle geri çekilmek zorunda kaldı. İran, Suriye’den Esad’ı desteklemek için askeri güçlerini geri almaya başladı.

Filistin’de, bu durumun ortasında, ABD hükümeti ve yeni Netanyahu hükümeti sömürgeci genişleme ve etnik temizlik ile devam ediyor ve Filistin topraklarının bağlanmasında yeni bir adım olan “Yüzyılın Anlaşması” nın uygulanmasını koordine ediyor. Büyük ölçüde İsrail’e ve emperyalizme bağımlı olan Filistin ekonomisi, salgıyla birlikte %14’lük bir GSYİH düşüşü ve 2,5 milyar dolarlık bir kayıpla karşı karşıya kalmaktadır. İsrail ile işbirlikçi duruşundan dolayı Filistin Yönetimi hükümetine karşı artan bir muhalefet var. Yüzleşmeler ve direniş çağrıları vurgulanıyor.

Lübnan ve Irak’ta başlayan yeni mücadeleler hala daha küçük ama daha radikalleşti. Ortadoğu’da devrim ve karşı-devrim arasında yeni bir ağır kutuplaşma dalgası ortaya çıkabilir.

Hindistan’da aşırı sağcı hükümet (Modi), yıl başında Müslüman karşıtı bir yasaya karşı büyük mücadelelerle karşı karşıyaydı. Hindistan proletaryası aşırı sömürü ile dünyanın en büyük proletaryalarından biridir. Hükümet, son yıllarda %7’lik yeni ekonomik büyüme temelinde, yıl boyunca durgunluk olasılığı ile birlikte aniden azaltılmış olarak kendini korumuştur. İşsizlik, krizin başlangıcından bugüne kadar %8’den 26’ya çıktı. Hindistan ekonomisinin durgunluğu ve salgının güçlü etkisi, dev Hint proletaryasının olası bir patlaması için uyarıcıdır.

Yarı sömürge ülkelerde devrim ve karşı-devrim arasındaki sınıf mücadelesinin yeni bir kutuplaşmasına doğru ilerliyor olabiliriz, yeni devrimci patlamalar yılbaşından daha üstün bir seviyeye ulaşabilir.

Tüm bu süreçlerde, emperyalist tahakküm ve ilgili ulusal burjuvazilerle doğrudan yüzleşmek gerekecektir.

Bir kez daha, devrimci kitle önderlik krizinin en ileri süreçlerde yenilgiye yol açabilecek trajik kalıcılığını belirtmek gerekir. Bu nedenle, devrimci partilerin inşası nesnel bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.

10- Irkçılığa ve diğer baskı biçimlerine karşı mücadeleler

Baskıya karşı mücadele, dünyadaki devrimci süreçlerin temel bir parçasıdır. ABD’de ırkçılığa karşı başkaldırmanın, şu anda mücadelelerin dünya çapında bir sembolü olması tesadüf değildir.

Salgın ve durgunluk işçileri ve yoksulları en fazla niteliksel olarak etkiler. Ve aralarında, daha da ezilen sektörler bulunmaktadır.

Hükümetler, ırkçılığı, yabancı düşmanlığını, cinsiyetçiliği ve LGBTfobi’yi işçileri bölmeye, göçmenlere, erkeklere kadınlara, beyazlara siyah insanlara karşı oynamaya teşvik ediyor.

Fabrikalarda ve üretime ara vermeyen temel sektörlerde çalıştıkları için en çok maruz kalan siyahlar ve göçmenlerdir. Orta Amerika’daki göçmen karavanları bu sektörlerin radikalleşmesini ve çaresizliğini dile getirdiler.

İşçileri her türlü baskıya karşı mücadelede birleştirmek gerekir. İşçileri birliğinden, onları bölen baskılara karşı savaşmadan ilerleme olmaz.

Baskıya karşı savaşmak için, baskıları egemenliği sürdürmek ve ezilenleri aşırı sömürmek için kullanan kapitalizme karşı savaşmak gerekir. Bunu yapmak için kapitalist stratejileri savunan reformist liderliklere karşı da mücadele etmek gerekir. Bir yandan, bahislerini kapitalizm içindeki güçlendirmeye, yanlış bir perspektife, durgunlukta daha da fazla oynuyorlar. Öte yandan, ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı ortak bir mücadeleyi önleyerek işçileri siyah ve beyaz, erkekler ve kadınlar diye bölüyorlar. ABD’de ırkçılığa karşı mücadelede beyaz gençlerin katılımı dünya çapında takip edilecek bir örnektir.

Polis baskısının ve siyahların suikastının sona ermesini savunmak gerekiyor! Polisin feshedilmesi şart! Polisi demokratik kriterlerle, tüm resmi görevler için seçimlerle yeniden organize etmek gerekiyor!

Eşit işe eşit ücret! Erkekler ve kadınlar, siyah ve beyaz aynı iş için aynı maaşa sahip olmalıdır. Göçmenlerin hiçbir kısıtlama olmaksızın yasallaştırma ve sığınma hakkı ve yerli işçilerin maaşları ve emeklilik hakları için ileri. Tüm göçmenler için sağlık, barınma ve yemek hakkı. Sürgünlerin ve kısıtlayıcı göçmen mevzuatının sona ermesi için ileri. Doğum yerine göre vatandaşlık hakkı sayesinde hiç kimse kendi ülkesinde göçmen değildir. Tüm işsiz göçmenlere belge ve sübvansiyon.

11- Kadına yönelik şiddete karşı! LGBT haklarını savunmak için!

Geçtiğimiz yıllarda zaten sinyaller vardı ve cinsiyetçi şiddete karşı büyük protestolar ve kürtaj hakkı ile kadınların mücadelelerinde büyük bir artış oldu. Devrimci süreçlerde, kadınların öncülere katılımı, bazı durumlarda çoğunluk olarak, oldukça büyüktür.

Salgın ve karantina önlemleri, tıpkı kadınların suikastında ve ihlallerde olduğu gibi evlerde cinsiyetçi şiddetin artmasına neden oldu.

Tıbbi yardımda ırk, uyruk veya cinsel yönelim ayrımcılığı yoktur. Kadınların hayatı önemli!

Eşit işe eşit ücret. Eşit fırsatlar! Kadınların maaş ve çalışma pozisyonlarının düşürülmesine son!

Kadına yönelik şiddetin sona ermesi için ileri! Tüm dünyada yasal, güvenli ve ücretsiz kürtaj hakları için ileri. Tüm LGBTİ topluluğu için iş kotaları ve istihdam olanakları sağlansın!

Kadın ve cinsel taciz ağlarının, tüm insan tacirlerinin dağıtılması gerekiyor! Polisin seks işçilerine yönelik zulmüne karşı.

Karantina kadınların günlük yolculuğunu artırmamalıdır. Ev içinde çalışanlar da dahil olmak üzere çocuklu tüm çalışan kadınların ücretleri düşürülmeden çalışma saatlerinin azaltılması şartı!

Şiddete karşı yardım hatları ve sığınma evleri gibi kadın koruma politikalarına yönelik bütçelerin artırılması, çocukluk döneminde, aile içinde şiddete karşı korunma bütçesinin artırılması gerekiyor.

Şiddet ve LGBThobi’ye son! Anında ve evrensel kimlik hakkı için ileri!

12- Kitlesel hareketlerde burjuvazinin sağ kolu olarak reformizm

Reformcu partiler ve örgütler – sosyal demokrasi, Stalinizm, PT, Syriza, vb. – mevcut krizde merkezi bir rol oynama eğilimindedir.

Hükümetlerin ve rejimlerin krizi nedeniyle burjuvazi, bu partileri kitle hareketini kontrol altına almak, yeni devrimci süreçleri durdurmak veya önlemek için geçmişte olduğundan daha fazla kullanmaya çalışıyor.

Bu partiler devrimciler için “sağdan daha müttefik” değildir. Bunlar kitle hareketinde burjuvazinin kolları olarak devrimci süreçlerinin düşmanlarıdır.

Muhalefetin siyasi liderliği, sendikaların liderleri ve feminist, siyah ya da göçmen hareketleri yetkisi ile, burjuva hükümetlerle yapılan anlaşmalara karşı mücadeleyi yönlendirebilirler. Ya da hükümetler içinden burjuvazinin planlarının uygulanmasına yardımcı olur ve mücadeleleri bastırırlar.

Bu acımasız kapitalist kriz anında, reformist liderlikler dünyanın her köşesinde “insanlaşmış kapitalizm” alternatiflerini sunmaya adanmıştır. Dünya çapında reformcu solun büyük bir kısmı tarafından desteklenen Bernie Sanders, emperyalist burjuva seçim alternatifi Biden’e açıkça destek veriyor.

Syriza gibi neo-reformistler – Podemos, Bloco de Esquerda vb. – burjuva hükümetlerinde doğrudan rollerini şimdiden göstermişlerdir. Kriz veya sosyal konvülsiyon anlarında burjuva devleti “radikal demokrasiyi” savunma adına sosyal demokrasi hükümetlerini desteklemekte veya yer almaktadırlar. Şili’deki Frente Ampla ve Brezilya’daki  PSOL da bu adımları takip ediyor.

Bu partilerin stratejisi, Bernstein’ın reformizminin modern bir versiyonundan başka bir şey değildir. Şimdiki ufukları insancıl kapitalizm haline geldi, pandeminin her gün gösterdiği gibi imkânsız bir ütopya.

Kilisenin farklı sektörleri her ülkede çok farklı roller oynamaktadır. Sağcı hükümetlerin desteğinden reformizm asistanlarının rolüne. İdeolojik bir temele ve genellikle kapitalizmi yeniden şekillendirme stratejisine oynayarak gençlerin önemli sektörlerini birleştirmelerine izin veren bir dünya görüşüne sahip olmayı başarırlar.

Devrimci liderlik krizi, kitle hareketindeki reformcu liderliklerin hegemonyası nedeniyle, devrimci süreçlerin yenilgilerinin nedeni olmaya devam ediyor. Şimdi, pandemi ve ekonomik kriz tarafından yaratılan yeni durumda, reformist liderliklere karşı savaşmayı daha da önemli hale getiren yeni devrimci süreçler olabilir.

13- Castro-Chavizm tarafından desteklenen burjuva diktatörlükleri

Stalinist reformizm ve küçük-burjuva milliyetçiliği, devlet aygıtının kontrolünde yeni burjuvazileri gevşetecek şekilde gelişti. Ortega ailesiyle Nikaragua’da olduğu gibi Chavism ile Venezuela’da ve Esad ile Suriye’de de öyle.

Çin ve Küba’da süreçleri farklıydı, çünkü geçmişte sosyalist devrimler yaşadılar. Bununla birlikte, Stalinist bürokrasiler, aynı zamanda devlet aygıtından da yeni burjuvaziyi kurmanın temeli olarak hareket ederek kapitalizmin restorasyonuna komuta ettiler.

Bu ülkelerin hepsinde, yozlaşmış ve baskıcı burjuva diktatörlükleri var. Tüm dünyadaki Castro-Chavist reformist partilerinin onlara verdiği destek, sadece yozlaşma derecelerini gösterir. Suriye halkının soykırımını Esad’ın baskısıyla desteklemek insanlığa karşı bu suçla ilgili sorumluluğun bir bölümünü üstleniyor. Ekonomik bir depresyon ve Chavism’in yirmi yıllık iktidarı nedeniyle insani bir krizle yaşayan Venezuela’daki Maduro’nun diktatörlüğünü desteklemek sosyalist bayrakları kirletir. Çin diktatörlüğünü desteklemek, işçilerin dünya için aşırı sömürülme kapitalist modelini doğrudan savunmaktır.

Şimdi bu diktatörlükler salgın ve ekonomik durgunluğun zorluklarıyla karşı karşıya kalacak. Kaçınılmaz olarak, temeldeki memnuniyetsizlik büyük ölçüde artacaktır.

Suriye devriminin diktatörlük tarafından alt edildiği 2011 devrimi ve hükümetin baskısıyla da 2018’e karşı yapılan Ortega ayaklanmasına benzer yeni patlamalar olabilir.

Venezuela, Küba ve Çin’de, büyük burjuvazinin savunucularının çoğu ve Stalinizmin desteklendiği gibi hala sosyalizm olduğu ideolojisiyle yüzleşmek gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi, Stalinizm diktatörlüklerinden kategorik olarak “sosyalizm örnekleri” olarak sınırlamak zorunda kaldık, bugün bunların burjuva ve yozlaşmış diktatörlükler olduğunu kınama yükümlülüğümüz var. Bu ülkelerde tek bir sosyalizm damlası yok. Bu hükümetlerde antiemperyalizm yoktur.

14- Neo-anarşist reformistler

Neo-anarşist ve otonomist gruplar ve hareketler, reformist örgütlerin ve sendika bürokrasilerinin çürümesinden faydalanarak mücadelelerin öncü sektörlerinde prestij kazanmayı başardı. Zapatizm’den, John Holloway, Toni Negri, Chantal Mouffe ve diğerlerinden referans alan birden fazla grup var. Kendi aralarında birçok farklılıkları vardır, ancak Marksizme karşı çıkan ideolojileri paylaşırlar.

Bu gruplar işçi örgütüne güvenmemektedir. Proletaryayı devrimin sosyal konusu olarak savunmazlar. Klasik anarşistlerin aksine burjuva devletinin yıkılmasını önermiyorlar. Dolayısıyla sosyalist devrimi savunmazlar. Kendilerini yerel veya kooperatif derneklerini örgütlemek için reformist bir uygulama ile sınırlarlar. Bunun dışında, devrimci partilerin gerekliliğinin doğrudan düşmanlarıdır.

Bugün, özgürlükçü solun görünümü ile reformizmin bir yüzü daha. Bu süreçlerin ilk adımlarında düşmanlarına benzemelerine rağmen, devrimci süreçlerde reformizmin stratejik müttefikidirler. Bu yüzden birçok kez reformist alternatifler için seçim desteği olarak karşımıza çıkıyorlar.

Reformist liderliklere karşı savaşmak yeterli değildir, aynı zamanda bu gruplarla yüzleşmek de gereklidir. Mücadelelere ne kadar çok liderlik ederlerse, yeni yenilgiler garanti edilir.

15- Proletarya kontrolünün savunusu

İşçiler, ülkeyi inşa eden ve üretimi garanti altına alan teknik bilgidir. Şimdiki kriz gibi keskin bir kapitalist kriz anında, savunma veya proleter kontrolü daha da önemlidir.

Sadece işçilerin isteklerini temelden dayatmak, kapitalist krizin neden olduğu üretici güçlerin kitlesel yıkımını önleyebilir.

Hükümetin pandemi sayılarıyla ilgili yalanları karşısında, durum üzerinde kontrol sahibi olmak temelden işçilerdir. Sağlık çalışanları, hükümetlerin üstlenmedikleri bir rolü yerine getirebilirler. Mahallelerin sakinleri gerçek hakkında bilgilendirmeli ve pandemi ile mücadele araçlarını kontrol etmelidir.

İşçiler, her fabrikanın saymanlığını bilmesi gereken çalışanlardır. İşçileri işten çıkarmakla tehdit eden şirketler üzerinde kontrol sahibi olmak zorundadır.

16- Baskılara son! Öz savunma komiteleri için ileri!

Polis şiddeti tüm dünyada var. Kuzey Amerika kitlelerinin George Floyd’un öldürülmesine karşı genelleşmiş öfkesi, dünyadaki polis eylemlerine karşı biriken öfkeyi aydınlatmak içindir.

Hükümetler genel hoşnutsuzluğu bastırmak için baskıya başvuruyorlar. Baskıya karşı duyulan nefret, yeni mücadeleler için güçlü bir zemine dönüşür.

Polisi değiştirmek, doğasını değiştirmek için hiçbir yol yoktur. Baskı aygıtları burjuva devletinin merkezi parçalarıdır.

Ancak, siyasetin silahlı kuvvetler ve polis hiyerarşisini kırmak, onları mücadeleleri bastırmamaya çağırmak, komutanlarının topluluklar tarafından seçilmesini talep etmek gerekiyor.

Aynı zamanda, işçilerin kendini savunmasını geliştirmek için her fırsatı kullanmak esastır. Bu, mücadelenin savunmasının başlangıç noktasından ve işçi mahallelerinin polis istilasına karşı savunulmasından kaynaklanmalıdır. Mahallelerde kendini savunma da uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili gruplara karşı korunmanın tek gerçek yoludur.

17- Sendikalar ve öz-örgütlenme

Troçki, emperyalist dönemde sendikaların her gün burjuva devletine daha bağlı olacağını söyledi. Salgın ve durgunluk içinde yaşadığımız gibi bir durumda, bunun üzerindeki baskı iki katına çıktı. Sendika bürokrasileri, minimal işçi mücadelelerinin başında olması gereken organizmaların sterilizasyonu için bir araçtır.

Bu nedenle, birçok ülkede sendikalar, işçiler tarafından burjuva rejiminin bir parçası olarak, üslerde güven duymayan “zaten orada olanın” bir parçası olarak görülüyor. Öte yandan, birçok kez yeniden yapılanma süreçleri hala yeni organizmalar üretmemektedir. Sonuç, mücadelelerin potansiyelini sınırlayan işçilerin dağınıklığıdır.

İşçi örgütlerinin birleşik cephesi, ciddi ekonomik kriz ve pandeminin sonuçları karşısında mücadeleyi üstlenme çağrısı esastır. Bizi topraklayan felakete karşı birleşik bir mücadeleyi mümkün kılmak önemlidir. Bu mücadeleyi varsaymayan bürokrasilerin maskesini kaldırmak da önemlidir.

Birlik çağrısı, reformist ve burjuva liderliklerinden politik farklılığımızı koruyarak işçilerin doğrudan eyleminde ilerlemektir. Siyasi cephelerle ya da bu liderliklerle kalıcı birlikle hiçbir ilgisi yok. Mücadeleler ancak işçiler bu liderliklerin üstesinden gelirse ilerleyecektir.

Çoğu zaman, bu savaş kesinlikle yeni liderlik ve proleter demokrasi mücadelesine bağlıdır. Proleter demokrasi olmadan, üslerin önemini garanti etme imkanı yoktur. Yeni liderlik olmadan, ne proleter demokrasiyi ne de mücadeleleri garanti etmek çoğu zaman mümkün değildir.

Diğer yerlerde, ister şirketlerinde olsun, işçi mahallelerinde olsun, yeni organizmaların inşası için bir öz-örgütlenme sürecine ihtiyaç vardır.

18- Demokratik özgürlüklerin savunusu

İster demokratik rejimler ister Bonapartist olarak örgütlenmiş olsun burjuva devletler, her gün işçi mücadelelerine daha fazla baskı uyguluyor.

Mücadelelere karşı doğrudan baskı, mahallelerin askeri işgali, halk liderlerin suikaste uğraması, hareketlerin kriminalizasyonu, basında sansür, nüfusun her adımı üzerinde uyanıklık ve kontrol burjuva hükümetler için yüksek seviyededir.

Şili ve Filistinlilerde olduğu gibi, salgın sırasında bile hapiste tutulan siyasi mahkumlar, bu hükümetlerin soykırımının bilinçli ifadesidir.

Hükümetler birçok kez “karantina garantisi” gibi tedbirleri meşrulaştırdı ve bunun için sol sektörlerin bile desteğini aldı. Bunlar istisna halleri, olağanüstü hal halleri, sokağa çıkma yasağı vs.’dir. Gerçekte, üslerden inkübe edilen sosyal konvülsiyonları önlüyorlar.

İşçilerin ve gençlerin örgütlenip savaşabilmeleri için demokratik özgürlükleri savunmak gerekiyor.

19- Aşırı sağ ile mücadele

Sınıf mücadelesi kutuplaşması aşırı sağ sektörlerin ortaya çıkmasına yönelik artan bir eğilime yol açmaktadır. Bu, seçimlerde değil, aynı zamanda doğrudan faşist grupların görünümünde de ifade edilir.

Kurumsal aşırı sağı faşist gruplardan ayırmak büyük önem taşımaktadır. Reformist örgütler, “demokratik” burjuva örgütlerine olan bağlılıklarını haklı göstermek için, aşırı sağcıları “faşist” olarak sınıflandırırlar. Fakat faşistler, proleter hareketi ve örgütlerini yok etmek için askeri perspektiflerle bile hazırlanan ve hareket eden sektörlerdir.

Kurumsal aşırı sağ burjuva demokrasisi yoluyla hareket eder ve hatta Trump, Bolsonaro, Le Pen, Vox ve diğerleri gibi seçimlerle büyür. İşçi sınıfını bölmek için bir metodoloji olarak bilinçli olarak bölünme ve baskıya dayanıyorlar. Ve birçok kez, beyaz proletaryaya karşı siyah ve beyaz işçilere karşı göçmenlere veya yerlilere, erkeklere karşı kadınlar vb. ayrımları kullanıyorlar.

Bu süreçlerin gölgelerinde ortaya çıkan azınlıkçı doğrudan faşist sektörler var. Ultra-azınlıkçılar, çünkü burjuvazi onlara ihtiyaç duymuyor. Ancak, kurumsal aşırı sağ tarafından korunan burjuva demokrasi krizinin gölgelerinde büyümelerine yönelik bir eğilim vardır.

Aşırı sağ fikirlerin işçi sınıfı içinde kışkırtıcı olduğu ırkçı, cinsiyetçi, LGBTfobik ve yabancı düşmanlığına karşı ağır politik ve ideolojik bir savaşa girmek gerekiyor. Siyasi ve ideolojik çatışmalar dışında, gerektiğinde askeri mücadele için kendini savunma komitelerinin de organize edilmesi gerekmektedir.

20- Geleceksiz gençler

Dünyada, gençler neoliberal kapitalist planlardan sert bir şekilde etkilenmiştir. Düşük ücretler ve daha güvencesiz çalışma ilişkileri durumu gençlerin çoğunu geleceği olmayan insanlara dönüştürdü. Halk sağlığı ve eğitimine verilen zarar, gençlerin yaşam perspektifini daha da azaltmaktadır.

Salgın ve hapsetme önlemleri tüm dünyada okulların ve üniversitelerin kapanmasına neden olarak, eğitimin internet yoluyla genişlemesine yol açtı. Ancak bu, internete ve bilgisayara erişimi olanlar ile olmayanları arasındaki eğitim mesafesini artırdı, bunların çoğunluğu dünyanın fakir gençleri.

Şimdi gençlerde işsizlik daha da artacak. Bu, radikalleşmiş gençlerin önde olmasıyla yeni halk patlamalarına yol açabilir.

Kazara değil, halk sektörlerinin gençliği, dünyanın birçok yerinde gerçekleşen devrimci süreçlerin mücadelelerinin öncüsüdür. Kaybedecek hiçbir şey olmadığı hissi gençleri eyleme ve polisle yüzleşmeye doğru hareket ettirir.

Şili’deki İlk Hat – polise karşı protestoları savunan savaşçılar – dünya çapında bir sürecin sembolleri. Popüler mahallelerden gençler, şu anda ABD’de olduğu gibi Ekvador, Kolombiya, Irak, Lübnan, Hong Kong’daki devrimci süreçlerde de öncü oldu.

Her düzeyde kamu ve ücretsiz eğitim! Halk eğitimine zarar veren neoliberal planların kaldırılması için! Halk eğitimi bütçesinin arttırılması için! Pandemi sırasında ücretsiz çevrimiçi eğitime erişim koşullarının garantisi için ileri!

Gençler için istihdam garantisi! Gençler ve yetişkinler için eşit ücret! Tüm fakir gençler için anında resmi işe alma.

21- İnternete halka açık ve ücretsiz erişim

Modern iletişimin internet ve sosyal medyada son derece önemli bir gelişimi var. Pandeminin neden olduğu izolasyon sırasında bu daha da nazır oldu.

Bununla birlikte, iletişimin demokratikleşmesi anlamından çok, bilgisayarlara ve sosyal medyaya erişim bir ayrıcalık olmaya devam etmektedir. Şirketler propaganda için sosyal medyayı, aşırı sağ gruplar da yabancı düşmanlığı yalanlarını ve ideolojilerini yaymak için kullanıyorlar.

İnternet erişimini basit ve ücretsiz bilgisayarlar ve cep telefonları ile genel ve halka açık wifi ile sosyalleştirmek gerekir.

22- Sosyalizm ya da barbarlık

Devlet aslında toplum üzerindeki kontrollerini empoze etmek için egemen sınıfların diktatörlüğüdür. İster burjuva demokrasisi, ister Bonapartist rejimler aracılığıyla olsun, uygulanan politika burjuvadır. Minimal bir azınlık hükümetler, parlamentolar ve silahlı kuvvetler aracılığıyla milyonlarca insana isteklerini empoze ediyor.

Burjuva demokrasilerinde seçimler, en büyük partileri finanse eden ve daima sağ partiler veya reformist bir “sol” yoluyla kazanan büyük şirketler tarafından manipüle edilir. Uygulanan ekonomik planlar, “durum” veya “muhalefet” kazanıp kazanmasa da genellikle aynıdır.

Zenginlerin demokrasisi krizdedir. “Herkes için devlet” yalanı işçiler tarafından giderek daha fazla görülmektedi. Yolsuzluk her burjuva devletinin bir hastalığıdır.

Burjuva devletini yok etmek ve proleter bir demokrasi inşa etmek istiyoruz. Bu demokrasi, seçilmiş delegeler ve görevler istendiği zaman iptal edilebilen işçi organizmaları tarafından desteklenmelidir. Tüm çalışanların ortalama bir sanayi işçisine eşit ödemeleri olmalıdır.

Biz bir şey icat etmiyoruz. Paris Komünü’nün tarihsel örneklerine ve Stalinist bürokratikleşmeden önce Rus devriminin yedi ilk yılına dayanıyoruz. Lenin’in dediği gibi, işçi devleti burjuva demokrasisinin en demokratik döneminden bin kat daha demokratikti.

Büyük şirketlerin birlikte kamulaştırılması ve ekonominin planlanması, patronların kârını garanti etmek yerine işçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni bir topluma izin verecek.

Barbarlığı ancak sosyalizme doğru ilerleyerek önleyebiliriz. Ancak bu şekilde kapitalizmin tahrip ettiği doğayı yaklaştıran ve yeniden şekillendiren ekolojik çöküşten kaçınabiliriz.

23- Devrimci partilerin inşası ve IV International’ın seksiyonları

Salgın, ekonomik kriz ve dünyadaki devrim ve karşı-devrim arasındaki yeni çatışmalarla damgalanan yeni bir tarihsel anın başlangıcındayız.

Bu gibi anlar kitlelerde büyük değişimlere ve bilincin öncülüğüne yol açar. Bunu burjuva ve reformist liderliklerle bir kopuşa dönüştürmek zorundayız.

Neredeyse her devrimin trajedisi, devrimci liderliğin eksikliği olmuştur. Devrimci liderlik krizinin üstesinden gelinmezse kitlelerin eylemleri ne kadar kahramanca olsalar bile yenilecekler.

Bu nedenle, devrimcileri bir program ve Bolşevik parti anlayışı etrafında birleştiren partileri inşa etmekten daha önemli bir görev yoktur. Partilerin inşası, devrimci bir uluslararası olan IV Enternasyonal’in Lenin ve Troçki liderliğindeki III Enternasyonal’den sonra yeniden yapılandırılmasından ayrılamaz.

Troçki’nin IV International’ı 1938’de kuran Konferans için kaydettiği mesajında ​​söylediği gibi: “Evet, partimiz her birini tamamen alıyor. Fakat karşılığında her birimize en yüksek mutluluğu verir: kişinin daha iyi bir geleceğin inşasına katıldığı, kişinin omuzlarında insanlığın kaderinin bir parçacığını taşıdığı ve hayatının boşuna yaşanmış olmayacağı bilinci. ” Devrimci partileri inşa etme mücadelelerinden aktivistleri ve devrimci bir Enternasyonal embriyomuzu bizimle birlikte Uluslararası İşçi Birliği’ni çağırmak istiyoruz. Bizi tehdit eden barbarlıkla yüzleşmenin ve sosyalist bir geleceği şekillendirmenin tek yolu budur.

Yazının orjinali için tıklayınız

Göz atın

BÜTÜN BUNLAR KİMİN İÇİN?

“Berat Bey’in İstifası” adlı yazıyı şöyle bitirmiştik: “Sorunun ekonomik boyutu elbette ayrıca bir analizi gerektiriyor. …

“YEREL BİR OLAY” OLARAK TEK ÜLKEDE SOSYALİZM VE “ESKİ REZİLANE İŞLERİN TEKRARI”-1

ANAYASAL BİR GÖREV OLARAK DÜNYA DEVRİMİ! Dünya işçi sınıfının en büyük zaferi Ekim Devrimi’nin üzerinden …