Anasayfa / Dünya

Dünya

Myanmar: Askeri Bürokrasiyi, Batı Emperyalizmi Ortak Kabul Eder Mi?

Şubat 2021’de Myanmar’da gerçekleşen askeri darbe, hem ABD emperyalizmini, hem de Avrupa’yı rahatsız etti. Avrupa Komisyonu darbeyi kınarken, ABD Başkan Joe Biden yeni yaptırımlarla tehdit etti. Kapitalist Çin rejimi, “Çin, Myanmar’daki ‘dost’ partilerin anayasaya uygun olarak aralarındaki farklılıklara çözüm bulacağını umuyor” diyerek soğukkanlı bir açıklama yaptı. Demokrat Parti’nin liberal politikalarına …

Devamını oku »

“İşçi Sınıfı Öldü” Diyenlere İnat Mücadele Her Yerde

Kasım 1917’de Rusya’da işçi sınıfı gerçek anlamda ilk defa iktidarı aldı ve işçi demokrasisini inşa etmeye girişti. Stalinist karşı devrim, ilk işçi devletini bürokratik olarak yozlaştırdı ve 90’lı yılların başında kapitalist restorasyon ile sonuçlandı. Dünyadaki bürokratik devlet aygıtlarının yıkılmasının ardından, kapitalist cephe bir koro halinde “işçi sınıfının sonu” demeye başladı. Kuşkusuz yaşananlar işçi sınıfını ortadan kaldırmadı ancak işçi sınıfı dünya çapında ağır bir hasar aldı. Varlıklarını Sovyet bürokrasisine bağlayan birçok …

Devamını oku »

ABD: Liberal Demokrasiye tüy dikmek ya da bir Son mu?

20 Ocak’ ta ABD’de Demokrat parti adayı Joe Biden’ın yemin töreni sonrasında, “kamuoyu” nispeten rahatlamış görünüyor. Aslında böyle mi; yani “maymun gitti, sirk bitti” havasına girip rahatlamak gerekir mi? Biz yazının geri kalanında bu şekilde olmadığını anlatmaya çalışacağız. Seçimleri oyların %56’sını alan Biden, %43 ünü alan Trump’a karşı kazanmıştı. Ancak Trump seçim sonuçlarının çalındığını iddia ederek, sonucu kabul etmedi. Bu sebeple köklü adetlerden …

Devamını oku »

TUNUS, MISIR… DEVRİM Mİ DEĞİL Mİ?

GİRİŞ Aşağıda yer alan “Tunus, Mısır… Devrim mi Değil mi?” başlıklı yazı bütün Arap dünyasını sarsan devrimci halk hareketlerinin en “heyecanlı” döneminde, Nisan 2011’de yazıldı. Devrimci dalganın Batı’da “Arap Baharı” olarak tanımlanması, başta bizdeki ulusalcı kesimler olmak üzere pek çok devrimci ve sol çevrede emperyalizm tarafından tezgâhlanan bir çeşit “renkli …

Devamını oku »

Arap Ayaklanmalarından On Yıl Sonra Ürdün

Ürdün monarşisi, rejimin  içerisindeki yoğun çatışmayı, neoliberaller ve bürokratlar arasındaki, yönetmeyi başardı. Aynı zamanda aşırı sağcı dini kanatlardan, sözde sol güçlere kadar en zıt siyasi partileri evcilleştirmeyi başardı. Ancak bu monarşi, bugün gençlik oluşumlarının ve öğretmenler sendikasının öncülük edeceği yeni Arap Ayaklanması dalgalarından kaçınamaz. 2011 yılında Arap dünyası, “ekmek, özgürlük ve sosyal adalet” sloganı altında ayaklanmaların patladığı devrimci bir sürece tanık oldu. Ürdün’deki ayaklanmalar ile sadece yönetici sınıf ile işçi kitleleri arasındaki ana çelişkinin bir sonucu ortaya çıkmadı, aynı zamanda egemen sınıfın kendi içindeki ikincil bir çelişkiden de etkilendi. 1999’da başlayan özelleştirme sürecinden bu yana, eski yönetici sınıf (bürokratlar) çıkarlarının yeni aktörler (liberaller) tarafından tehdit edildiğini hissediyorlardı. Bu nedenle rejimin “eski koruyucuları”, kitleler arasında bir tür milliyetçi sosyalist doktrini yaymayı başardı. “Arap baharı” sırasında bu milliyetçi söylem, sosyal adalet arayan kitleleri motive ediyordu. Rejim içindeki büyük güç, egemen sınıf içindeki bu ikincil çelişkinin geliştirebileceği tehlikeyi sezdi. Böylelikle ana güçler (saray ve istihbarat teşkilatı) bu bürokratların büyük çoğunluğunu, rejimin eski koruyucularını, yeni liberal projelere ve yaklaşımlara daha fazla dahil etmeyi başardı. Uyum sağlamayı başaramayanlar basitçe ötekileştirildi. Sonuç olarak ve on yıllık Arap Ayaklanmalarından sonra, Ürdün egemen sınıfının beklenen yeni devrimci dalgalarla mücadele etmek için, kendi ikincil çatışmasını çözmeyi başardığı söylenebilir. Tersine (ne yazık ki) işçi sınıfı aktörleri (2011’in devrimci ilk dalgası sırasında kurulmuş olan bağımsız sendikalar) hala önderliklerinde derin bir bölünme yaşıyorlar. Dahası, son on yılda neredeyse daha da bozuldu. Sözde sol siyasi partiler daha iyi bir konumda değil. Ürdün komünist partisi, Al Wihda partisi (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin uzantısı) ve HASHD (Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin uzantısı), son parlamento seçimlerine (Kasım-2020) “Solcu ve Milliyetçi siyasi partiler” ittifakı (Baasçılar dahil) ile katıldılar. Ürdün hükümeti, neredeyse mutlak oligarşinin bir nişanı olacak bir “parlamento” oluşturmak amacıyla bu katılım için mali yardım teklif etti. İroni şu ki, tüm bu partiler parlamentoda tek bir sandalye bile kazanamadı! “Müslüman Kardeşler” de, rejimin planlarının ve aynı zamanda kendi içsel çelişkilerinin neden olduğu bölünmelerin hala etkisi altında. Üstelik “Arap Baharı”nın ilk yıllarında kitleler nezdinde edindikleri itibarlarını yitirdiler. …

Devamını oku »

Tunus ve Devam Eden Devrimci Sürecin Yeni Dalgaları

2011’de Tunus’ta alevlenen devrimci Arap ayaklanmalarından on yıl sonra, Tunus’ta demokratik haklar Bin Ali’nin diktatörlük rejimine kıyasla daha iyi bir düzeye ulaşmıştı. Ancak asıl çelişki, yani kitleleri daha önce de harekete geçiren (sosyo-ekonomik çelişkiler) hala devam ediyor ve sosyal adaletsizlik sorunu elbette çözülmedi. 2021’in başından bu yana, başkent (Tunus) de dâhil olmak üzere birçok şehirde büyük protestolar sokakların kontrolünü ele …

Devamını oku »

Brezilya’da Ford’un Fabrikalarını Kapatma Kararına Karşı Mücadele

ABD şirketi Ford otomotiv, ekonomik kriz bahanesiyle Brezilya’daki bütün tesislerini kapatma kararı aldı ve ardından üretim durdurdu. Fabrikaların kapatılması sonucu yaklaşık 5 bin işçi doğrudan işsiz kalacak. Yan sanayilerle yaklaşık 15 bin kişinin işsiz kalacağı tahmin ediliyor. Ford fabrikaları kapatmamak için Brezilya hükümetinden vergi indirimi talep ediyor. Oysa 1999’dan bu yana yaklaşık 20 milyon dolar teşvik zaten almıştı. Ayrıca …

Devamını oku »

ON YIL SONRA…

Batı medyası tarafından  “Arap Baharı” olarak da adlandırılan (Bu nedenle pek çokları tarafından kuşkuyla karşılanan ve aynı zamanda aşağılanan!) Kuzey Afrika  ve Ortadoğu Arap devrimci halk ayaklanmalarının başlangıcından bu yana on yıl geçti. Devrimci ayaklanma, Aralık 2010’da Tunus’ta Muhammed Buazizi adlı işsiz bir üniversite mezunu gencin, işporta tezgâhına polisin el koymasının ardından kendisini yakmasıyla başlamıştı.  Tunus’taki hareket kısa sürede kitleselleşip neredeyse bütün ülkeye yayılarak, …

Devamını oku »

ABD’DE FAŞİST DARBE GİRİŞİMİ

ABD’de 6 Ocak’ta Kongre binasının işgal edilmesi ve şimdilik 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan, Başkan Trump tarafından kışkırtılan bir “faşist darbe” girişimi yaşandı. Dünyada hızla genişleyen bir dalganın Trump’la birlikte ABD kıyılarına ulaştığı çoktandır söyleniyordu. Gerçi söz konusu, örnek demokrasisi ile ünlü ABD olunca iddianın biraz havada kalması, sembolik veya mecazi görünmesi kaçınılmazdı. Ancak 6 Ocak günü başkent Washington’da yaşananlar iddianın önemli ölçüde somut gerçekliği …

Devamını oku »

“YEREL BİR OLAY” OLARAK TEK ÜLKEDE SOSYALİZM VE “ESKİ REZİLANE İŞLERİN TEKRARI”-3

“TRAJİKOMİK BİR YANLIŞ ANLAMA” OLARAK DÜNYA DEVRİMİ VE SONRASI “Gelişmiş kapitalist ülkelerin sınai düzeyini görece asgari bir sınırda ifadesini bulacak tarihsel bir mühlet zarfında yakalamanın ve daha sonra bu düzeyi aşmanın” zorunluluğunun kabul edildiği dönemde de sorun bir “dünya devrimi” değil, “kapitalizmle yarış” perspektifinde ele alındı. Ölümcül dış tehlikelere karşı …

Devamını oku »