Anasayfa / Gündem / Sivas’ın Acısıyla Yaşamak

Sivas’ın Acısıyla Yaşamak

2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Pir Sultan Şenlikleri kanlı bir katliama dönüştü. Dönemin iktidar ortağı olan SHP ve parti başkanı/başbakan yardımcısı Erdal İnönü’nün türlü uğraşları(!) işe yaramamış, Sivas valiliğini taşlayan grup, Madımak Oteli’nde kalan ve Pir Sultan Kültür Merkezi’nde yaşanan saldırı sonrası otele sığınan insanları katletmek için otelin önüne gelmişlerdi. Devletin gözü önünde, saatler boyunca süren bu katliam sonunda 33 insan dumandan boğularak öldü.

Geri kalan ise hükümet başkanı Demirel’in, Çiller’in, iktidar ortağı SHP’nin binbir türlü bahanesi ve yalanı idi; Hükümet ve devlet ”Gereken her şeyi yapmıştı”

“Kâfirler için yaşasın cehennem” diye bağıranlardan biri, üstelik tam 7 farklı polis ifadesinde elinde benzin bidonu ile olduğu tespit edilen kişi yakınlarda serbest kaldı. Sivas davası verilen kararların defalarca düşmesi ve mahkeme heyetinin türlü yavaşlatma girişimleri ile zaman aşımına uğradı. Mahkeme tarafından 1 no’lu sanık olarak aranan kişilerden birinin katliamdan sonra askere gittiği, bir diğerinin 2000 yılında ehliyet aldığı, yine bir başkasının da Sivas’ta yaşamaya devam ederek eceliyle ölümü sonucunda bir Sivas’ta bir mezarlığa gömüldüğü açığa çıktı. Yine 1 no’lu sanıklardan 3’ünün Almanya’ya yerleştiği, orada vatandaşlık aldığı, arada birilerinin başka suçlardan gözaltına alındığı vs. ortaya çıktı. Yurtdışında yerleşenlerin iadeleri için hiçbir girişim yapılmadı. Devlet onları her zamanki gibi görmezden geliyordu. Birilerinin “iyi çocuklarıydı” onlar. Tahrik olmuşlardı, mahkemenin de kararına yansıyan da bu oldu; sorumlu yine saldırıya uğrayanların kendisi idi.  

Katliamın üzerinden 27 sene geçti. Bu katliamın arkasındaki devletin de dahli olduğu karanlık organizasyon ise hiç açığa çıkarılmadı.

Katliam sanıklarını savunan avukatlar AKP’den milletvekili hatta bakan oldular. Davanın düşmesi sonunda AKP başkanı Erdoğan; “hepimize hayırlı olsun” dedi.

Bu katliamı teşvik edenler, göz yumanlar, saklayan ve koruyanlar da hesap verecekler. Bu yangını içinde hisseden herkes artık, bu hesabın da bir toplumsal devrim tarafından tamamlanacağını biliyor.

Bizlerin ise öfkemiz de, acımız da hiç dinmedi…

Kaybettiklerimiz…

  • Ahmet Özyurt – 21 yaşında
  • Asaf Koçak – 35 yaşında, karikatüri
  • Asım Bezirci – 66 yaşında, araştırmacı, yazar
  • Asuman Sivri – 16 yaşında
  • Behçet Sefa Aysan – 44 yaşında, şair
  • Belkıs Çakır – 18 yaşında
  • Carina Cuanna Thuijs – 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
  • Edibe Sulari – 40 yaşında, sanatçı
  • Erdal Ayrancı – 35 yaşında
  • Gülender Akça – 25 yaşında
  • Gülsüm Karababa – 22 yaşında
  • Handan Metin – 20 yaşında
  • Hasret Gültekin – 22 yaşında şair, sanatçı
  • Huriye Özkan – 22 yaşında
  • İnci Türk – 22 yaşında
  • Koray Kaya – 12 yaşında
  • Mehmet Atay – 25 yaşında, gazeteci, fotoğraf sanatçısı
  • Menekşe Kaya – 15 yaşında
  • Metin Altıok – 53 yaşında, şair, yazar, felsefeci
  • Muammer Çiçek – 26 yaşında, aktör
  • Muhibe Akarsu – 45 yaşında, Muhlis Akarsu’nun eşi
  • Muhlis Akarsu – 45 yaşında, sanatçı
  • Murat Gündüz – 22 yaşında
  • Nesimi Çimen – 62 yaşında, şair, sanatçı
  • Nurcan Şahin – 18 yaşında
  • Özlem Şahin – 17 yaşında
  • Sehergül Ateş – 30 yaşında
  • Sait Metin – 23 yaşında
  • Serkan Doğan – 19 yaşında
  • Serpil Canik – 19 yaşında
  • Uğur Kaynar – 37 yaşında, şair
  • Yeşim Özkan – 20 yaşında
  • Yasemin Sivri – 19 yaşında

E.Erdoğan

Göz atın

Dardanel Fabrikasında Zorunlu Kapalı Çalışma

Kapitalizmin 1875 ve 1925’den sonra üçüncü büyük buhrana girdiğini ve bu krizin pandemi ile birleşerek daha da …

AHMET DOĞANÇAYIR 1955-2019

Devrimci Marksist hareketin gerçek kahramanlarından birini; Nerede susacağını, nerede konuşacağını iyi bilen boyun eğmez bir devrimciyi; …